gebelik.org Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Kağan Kocatepe tarafından hazırlanmaktadır.

Miyad geçmesi (doğumun gecikmesi)- gebelik.org

Gün geçmesi (miad aşımı) ve doğumda gecikme nedir?

gün aşımı ve miad geçmesi  

Normal bir gebelik 38 ile 42. haftalar arasında bebeğin doğumuyla sonuçlanır. Gebelik haftasının 42. haftayı tamamlamasına rağmen doğumun gecikmesi durumunda miad geçmesinden veya gün aşımından bahsedilir.

Miad aşımı durumunda beklemeye devam edildiğinde bebeğin kendi kendine doğması elbette mümkün olabilir, ancak çoğu durumda aşağıda anlatılacak muhtemel olumsuzluklar nedeniyle bebeğin doğumu tıbbi yollarla gerçekleştirilmeye çalışılır.

Kürtaj (yasal tahliye) hakkında bilgi edinmek için tıklayın

Günü geçen bir bebeği bekleyen tehlikeler nelerdir?

Gerçek bir miyad geçmesi bebek için hem bebek doğmadan, hem doğum eylemi esnasında, hem de bebek doğduktan sonra, yani tüm dönemlerde çeşitli tehlikeleri olan bir durumdur. Bu tehlikelerin ortaya çıkması, süresi dolan uteroplasental ünitenin (bebeği besleyen yapı yani plasenta) işlevlerini yavaş yavaş yitirmesiyle beraber bebeğin sıkıntıya girmesiyle ilgilidir.

Fetal distres gelişmesi (bebeğin sıkıntıya girmesii) >>

Plasentadan bebeğe giden yaşamsal maddeler (besin maddeleri ve oksijen) azaldığında ortaya çıkan plasental yetmezlik, bebekte doğum öncesi dönemde ve doğum eylemi esnasında fetal distresin daha kolay gelişmesine, yani bebeğin oksijen sıkıntısına girmesine neden olur. Ayrıca miad geçmesi olgularının bazılarında gelişen oligohidramnios (amniyos sıvısının azalması) göbek kordonunda basıya yol açarak fetal distres gelişmesini (bebeğe daha az oksijen gitmesini) kolaylaştıran bir etkendir.

Mekonyum aspirasyonu ("bebeğin kakasını yutması")

 

Miad geçmesi durumlarında diğer bir problem bebeğin mekonyumunu doğumdan önce ya da doğum eylemi esnasında dışkılamasıdır. 

Bebeğin ilk dışkısı olan mekonyum normal şartlarda doğumdan sonraki ilk 24 saatte çıkartılır. 

Fetal distres ve buna bağlı olarak gelişen hipoksi (oksijen azlığı) bebeğin anüs sfinkterinin gevşemesine yol açar ve dışkılama doğumdan önce olur. 

Bu ilk dışkı bebek doğmadan önce ya da daha sıklıkla bebek doğduktan sonra ilk nefesini aldığında bebeğin akciğerine kaçabilir. Bu yapışkan madde bebeğin akciğerlerinin işlevlerini bozabilir. Bu duruma mekonyum aspirasyonu adı verilir.

Doğumun gecikmesi ve iri bebek

Gün aşımında, yani doğumun gecikmesinde her zaman plasentada yetmezlik gelişmeyebilir. Bebeği besleyen organ olan plasenta uygun çalışmaya devam ettiği sürece bebek kilo almaya devam eder. Bebeğin doğum öncesi tahmini kilosunun, ya da doğumda bebeğin tartısının 4000 gram üzerinde olması durumunda iri bebek'ten bahsedilir. Miyad aşımlarının %25'inde iri bebek ortaya çıkar.

Hangi nedene bağlı olarak ortaya çıkarsa çıksın iri bebekte doğum eyleminin tüm evrelerinde çeşitli problemler ortaya çıkabilir:

 

Doğumun birinci evresinde, yani rahim ağzının açıklığının tamamlanmasına kadar geçen evrede, doğum yavaş ilerleyebilir, ikinci evre, yani ıkınma evresi uzun sürebilir, ya da bebeğin başı çıktıktan sonra omzu takılabilir, bebeğin doğumu esnasında epizyotomi (bebeğin doğumunu kolaylaştırmak için vajinaya yapılan kesi) yeri genişleyebilir, ya da vajina ve pelvisin diğer bölgelerinde ciddi yırtıklar oluşabilir. Üçüncü evrede (yani plasentanın atıldığı evre) ise plasentanın çıkmasından sonra rahim "yorulduğu" için kasılması zayıflayabilir ve atoni (rahimin kanamayı durdurmak için kasılamaması) gelişerek aşırı kan kaybına neden olabilir.

Bu nedenle bebeğin tahmini kilosunun ultrasonla ya da klinik değerlendirmeyle 4000-4500 gram üzerinde saptandığı durumlarda sezaryenla doğum tercih edilir.

Dismatürite (postmatürite)

Plasenta yetmezliğinin ciddi boyutlara ulaştığı, yani bebeğin beslenmesinin ciddi olarak bozulduğu durumlarda "dismatürite" ortaya çıkabilir. Dismatürite intrauterin (rahim içi) gelişme geriliğinin (İUGG), yani bebeğin rahim içinde büyümesinin bozulmasının özel bir şeklidir. Bu bebekler günleri dolduklarında yani 40 haftaya ulaştıklarında normal kiloda olan ancak miad geçmesiyle beraber ciltaltı yağ dokuları ve kas kitleleri enerji ihtiyacı nedeniyle harcandığından kilo kaybeden bebeklerdir. Doğumun gecikmiş olması nedeniyle günleri geçmiş bu bebeklerin genellikle çok tipik bir görünümleri vardır: tırnakları ve saçları uzamıştır ve mekonyumlarını (ilk bebek dışkısı) doğmadan önce çıkardıklarından tüm vücutları, özellikle de tırnakları mekonyumla boyanmış olarak doğarlar. Günü gelmesine rağmen doğmayan ve miyadı geçen bebeklerde yaklaşık %30 durumda bu anlatılan dismatürite bulguları ortaya çıkar.

Oligohidramnios (amnios sıvısı azalması)

Miad aşımı durumunda bir başka sorun da amnios sıvısının azalmasıdır. Plasenta işlevleri azalmaya başladığı andan itibaren bebek bir anlamda hayatta kalabilmek için plasentadan gelen kısıtlı miktarda kanın içerdiği oksijen ve besin maddelerini refleks bir mekanizmayla en önemli yaşamsal organları olan beyin ve kalbe yönlendirir. Bebeğin amniyos sıvısını büyük oranda bebeğin idrarı oluşturur. Gün aşımına bağlı olarak plasentadan bebeğe az kan gittiği için bebeğin böbreklerine de daha az kan gider ve böylece bebeğin idrar yapımı azalır, bu da amnios sıvısı miktarının azalmasına neden olur. Bu sıvı azalması ultrason ile belirlenebilir. 

Oligohidramnios, yani bebeğin sıvısının azalmasına bir de yine günü geçmiş, miad aşımlı bebeklerde sık görülen ilk dışkı olan mekonyumun da doğmadan çıkarılması eklenince, doğum gerçekleştikten sonra daha kesif bir mekonyum söz konusu olacağından bebeğin "kakasını yutması" olarak bilinen, gerçekte ise mekonyumun akciğerlere kaçması anlamına gelen mekonyum aspirasyonu çocuk doktorlarınca daha zor tedavi edilir hale gelir.

Oligohidramnios, yani sıvı azalmasının yarattığı diğer bir sorun da rahim içindeyken bebeğe plasentadan gelen kanı götürmekten sorumlu olan göbek kordonunun (rahim içinde alan daraldığından) daha kolay sıkışmasıdır. Bu sıkışma ise bebeğe daha az oksijen gitmesine ve bu da bebeğin sıkıntıya girebilmesine neden olabilmektedir (fetal distres). Kordon sıkışması (basısı) doğum eylemi esnasında ciddi problemler yaratarak doğumun acil sezaryenle gerçekleştirilmesine neden olabilir.

Gün aşımı (Miad geçmesi) neden olur?

Miyad geçmesi tüm gebeliklerin yaklaşık %3'ünde görülür. Miad geçmelerinin %90'dan fazlasında herhangi bir neden bulunamamaktadır. Kalan %10'dan daha az kısımda ise anensefali (beyni oluşmamış bebek), bebeğin bazı hormonal salgı bezlerinin gelişmemesi ya da plasentanın sulfataz adlı bir enziminin eksikliği saptanabilmektedir.

Daha önce miadı geciken anne adaylarında ileriki gebeliklerde miad geçmesi ortaya çıkma olasılığı %50'dir. Bu da doğumun başlamamasının genetik bir zemini olabileceğini göstermektedir.

Nasıl tanı konur?

Doğumun zamanında gerçekleşmediğinden bahsetmek, yani miad aşımı tanısı doğru olarak koyabilmek için gebelik haftası doğru olarak belirlenmelidir. Gebelik haftasının belirlenmesinde her zaman en güvenli yöntem anne adayının son adet tarihini (SAT) doğru hatırlaması olmayabilir. Son adet tarihine göre hesaplanan gebelik haftası ilk 12 haftada yapılan ultrason ölçümünde doğrulanmış olmalıdır. İlk 12 hafta ultrasonunun gerçek gebelik haftasını belirlemedeki hata payı yanlızca ±3 gündür.

Böyle bir inceleme mümkün olmadığında anne adayı son adet tarihini biliyorsa ikinci trimesterde da yine SAT ile ultrason ölçümüyle elde edilen gebelik haftası karşılaştırılır. Bu incelemenin ise hata payı 10 gündür.

Üçüncü trimesterde ultrason ile elde edilen gebelik haftası ölçümünün hata payı üç haftaya kadar çıkabilir. Özellikle 2. ve 3. trimesterde SAT ile USG bulguları arasında uyumsuzluk olduğunda SAT ile belirlenen gebelik haftasına öncelik vermek daha uygundur. Geç dönemde başvuran ve SAT'ını hatırlamayan anne adaylarında ise, gebelik testinin yapıldığı ve müspet çıktığı tarih, fetusun kalp seslerinin el doppler cihazı karna konarak ilk duyulduğu tarih, bebek hareketlerinin ilk başladığı tarih ya da bebek kalp atışlarının fetoskop ile ilk duyulduğu tarih gebelik haftasının yaklaşık olarak belirlenmesinde yardımcı olabilir. Bu yöntemlerin hata payı tam olarak bilinmemekle beraber muhtemelen iki haftadan fazladır.

Tüm bu yöntemlerle 42. haftayı geçtiği belirlenen gebeliklerde miyad geçmesi tanısı konur.

Miyad geçmesinde doğumu başlatmak için ne yapılır?

Gün aşımı tanısı güvenilir bir yöntemle kesin olarak konmuş bir gebeliğin yakından takip edilmesi gerekir. Birinci hedef "fetal distres" bulgularının erken dönemde tanınması, yani bebeğin sıkıntıda olup olmadığının belirlenmesidir. Bu amaçla bebek, "fetal iyilik hali testleri" ile sık aralıklarla dikkatlice değerlendirilir. 

Miyad geçmesinde bebeğin iyi durumda olduğunu değerlendirmede en sık NST incelemesi kullanılır. NST incelemesine ultrasonografi ile amnios sıvısı volümü (ASV) değerlendirmesi de sıklıkla eklenir. İncelemeler genellikle üç günde bir tekrarlanır. Miyad geçmesinde fetal iyilik halinin belirlenmesinde CST ya da BFP adı verilen incelemeler de kullanılabilir. Bu testlerde bebeğin sıkıntıda olduğunun belirlenmesi doğumun gerçekleştirilmesi için kesin bir neden teşkil eder.

Her inceleme esnasında rahim ağzının durumunu değerlendirmek için pelvik muayene ("alttan muayene") de yapılır. 

Pelvik muayenede rahim ağzı olgunlaşması indüksiyon (suni sancı) ile doğuma uygun hale gelmişse doğum için daha fazla beklenmez ve doğum eylemini başlatmak amacıyla "doğum indüksiyonuna" başlanır (doğumu başlatmak için suni sancı verilmesi). Rahim ağzı henüz suni sancıya yanıt verecek kadar olgun değilse üç günde bir pelvik muayene ve fetal iyilik hali değerlendirilmelerine devam edilir.

Gebelik 42. haftaya ulaştığında daha fazla beklemek anlamsızdır (dikkat: "gün geçmesi" sınırı doktordan doktora değişebilir. 40 hafta dolar dolmaz doğumu başlatmayı öneren doktorlar, 40+10 günde doğumu başlatmayı öneren doktorlar olabilir, her doktor eğitim aldığı ekole göre farklı öneride bulunabilir).

Doktor kendi görüşüne göre "doğumun başlatılması gerektiği" haftayı anne adayına önerir ve bebeğin doğumu uygun koşullar altında suni sancı verilerek normal doğumla gerçekleştirilmeye çalışılır. Suni sancı için koşullar uygun olmadığında veya suni sancı girişimi çeşitli nedenlerle başarısız olduğunda doğum sezaryen operasyonu ile gerçekleştirilir.

Amaç bebeğin gün geçmesinden hiç bir şekilde zarar görmemesinin sağlanmasıdır.

Miyad geçmesi olan fetuslar sıklıkla uteroplasental yetmezliği (plasenta yetmezliği) olan bebeklerdir. Bu nedenle doğumun başlatılması için suni sancı işlemi başladığı andan itibaren bebek sürekli  kardiotokografi ile incelemeye tabi tutulur. Suni sancı işlemi esnasında daha önce olmayan fetal distres (bebekte sıkıntı, yani oksijensiz kalma olasılığı) durumu ortaya çıktığında "normal" doğum kararı sezaryen ile doğuma dönüşebilir.

suni sancı ile doğumun başlatılması >>

Site İçi Arama Motoru

Gebelik (hamilelik) haftası hesaplayıcı Gebelik haftanızı ve muhtemel doğum tarihinizi hesaplayın (hamilelik takvimi)

İlgili Konular

Suni sancı

Normal doğum

Sezaryen ile doğum

Epidural doğum

Dr. Kağan Kocatepe'den muayene randevusu almak için tıklayın

Kitap Önerisi

9 ay 10 gün hafta hafta hamilelik kitabı Dr. Kağan Kocatepe'nin İnkılap Yayınevi'nden çıkan kitabı gebelik öncesi, hamilelik, doğum, loğusalık, yenidoğan ve emzirme ile ilgili ayrıntılı bilgiler veriyor.
9 Ay 10 Gün Hafta Hafta Hamilelik

sosyal eklenti Bu sayfayı Facebook'ta Paylaş