gebelik.org
gebelik.org

Dr. Kağan Kocatepe'den Muayene Randevusu Almak İçin Tıklayın>>

Şehir Tiyatroları
Haydi tiyatroya...


SOHBET KANALINA GEÇİŞ İÇİN TIKLAYIN

TIBBİ BİLGİLER KANALINA GEÇİŞ İÇİN TIKLAYIN

EĞLENME VE ÖĞRENME KANALINA
GEÇİŞ İÇİN TIKLAYIN

HAFTA HAFTA GEBELİK KANALINA
GEÇİŞ İÇİN TIKLAYIN

ANNELER KULÜBÜ KANALINA
GEÇİŞ İÇİN TIKLAYIN


gebelik.org

gebelik.org
gebelik.org"BİR İNDUKSİYON (SUNİ SANCI) ÖYKÜSÜ..." yazan:
Seden Edgü Doğan

SEDEN EDGÜ DOĞAN KİMDİR:  
Seden Edgü Doğan1966 Yılında İstanbul'da doğdu. Liseyi Saint Benoit Fransız Lisesi'nde okuduktan sonra, yapmak istediği işi buluncaya kadar bir kaç üniversite dolaştı. Sonunda işletme bölümünü bitirdi, ama çocukken Şehir Tiyatroları'nda yaptığı oyunculuk onu hiç rahat bırakmadığı için tiyatro sanatçısı oldu.
Altı sene önce Deniz adlı ilk oğluna hamileyken gebelik ve bebek bakımı konusunda okumaya başladı. Önceleri sadece kendi ilgi alanı olduğu için başladığı bu hobi, zamanla tıp, pedagoji v.s. gibi alanlara da yayıldı ve soru sormak için arayanların artmasıyla, gönüllü bir danışmanlık halini aldı. Bu sırada, ana sınıflarıyla yaptığı yaratıcı drama çalışmaları, çocuklar için olduğu kadar onun için de bir eğitim oldu. İki sene önce internette Deniz Bebe Danışmanlık adıyla bir de sayfa açtı.

Seden'e ulaşmak için: sdogan@veezy.com

Seden'in önceki yazısı "Doğum korkusu" için tıklayın...

BİR İNDUKSİYON (SUNİ SANCI) ÖYKÜSÜ...
28/1/2001 gebelik.org [MA]

gebelik.orgİnduksiyon hakkında tıbbi bilgi almak için tıklayın...

İlk doğumum indüksiyonla, yani suni sancıyla gerçekleşmişti. Çünkü Deniz'in 40. haftası gelmediği halde suyu çok azalmıştı ve plasentanın durumu da doğmasını gerektiriyordu, ama bir tek hazırlayıcı sancı bile yaşamamıştım. Böylece suni sancıyla doğum yaptım.  

Duygularım bana ikinci gebeliğimde de aynı şey olacağını söylüyordu. Galiba içerisi çok rahattı ve benim bebeklerim yiyip, içip eğleniyor ama dışarı çıkmak istemiyordu. 38. haftanın başlangıcında doktorum bana hak verdi. Bir haftaya kadar Ege Bey kendi kendine çıkmazsa onu af yasasından yararlandıracak ve tahliye edecektik. Bu defa hazırlayıcı sancılarım gidip geliyordu ve belki kendi kendine doğar ümidim sürüyordu. Öte yandan, doktorumun söyledikleri beni sevindirdi, çünkü bebeğime en geç bir hafta içinde kavuşacaktım. Ayrıca suni sancı için hazırlıklı olarak hastaneye gitmek, doğum sancılarıyla benden daha çok telaşlanacak eşimi sakinleştirmeye çalışmaktan çok daha cazipti. Eşime kalsa doğumdan bir hafta önce beni hastaneye yatıracaktı, çünkü Boğaz Köprüsü üzerinde doğan ilk çocuğun babası olmak istemiyordu.  

Doğumdan bir gece önce beni aldı bir heyecan. Zaten bir süredir geceleri kitap okumaktan bayağı bir entellektüel olmuştum. O gece de iki saat uyuyup gecenin üçünde uyanınca, oturup okumaya başladım. Doktorum doğumdan sonra epizyotomi dikişleri ve sonun tahliyesi aşamasında anestezi kullanmayı sevdiği için gece yarısından sonra hiç bir şey yemedim. Sonunda gün ağardı ve ben sadece iki saatlik uykuyla yola koyuldum.  

Hastaneye geldiğimizde bizi bekliyorlardı. İlk oğlum Deniz bu hastanenin ilk bebeklerindendi. Doğduğu odada da ilk bebek. Arkasından yeğenim de aynı odada doğmuştu, yani orası bir ölçüde bizim uğurlu odamızdı. Odamıza yerleştik ve serumu bağladılar. Deniz'de bütün bir gün boyunca serum verilmiş ama sancı başlamayınca akşam dinlenmem için doktorum serumu çıkartmıştı. Ertesi gün tekrar takılınca başlayan sancılar, öğleye doğru doktorun keseyi açmasıyla şiddetlenmiş sonra da iki  buçuk saat içinde doğum bitmişti. Bu defa kendiliğinden kasılmalarım olduğu için bir iki saate kadar doğuracağımı umuyordum.   Gün ilerliyor ama benim sancılarım bir türlü şiddetlenmiyordu. Doktorum neden yeterince sancı çekmediğimi bana soruyordu. Belki de oğullarım bana kıyamıyorlardı :)) Öğlene doğru iyice acıkmaya başladım. Televizyonda hemen her kanalda yemek yapılıyordu ve ben çok acıkmıştım.

BBC Prime'a gelince iş koptu. Hiç utanmadan karşımda Çin yemeği yapıyorlardı ve elinde kamera Japon turistleri gibi beni çeken kocamı kızarmış bir Pekin Ördeği gibi görmeye başlamıştım.  Sancılarım bir türlü yeterli açılmayı sağlayacak şekilde şiddetlenmiyordu. Bu şekilde doktor keseyi de açamazdı. Ben iki saatlik uyku, daha doğrusu yoğun uykusuzluğun etkisiyle uyuklamaya başlamıştım. Sancı beklerken beni uyumak üzere bulan doktorum iyice şaşırdı. Saat üçe doğru serumun çıkartılmasını ve biraz dinlenmemi önerdi. Serum çıkartılınca sanki o kadar yorgun ve uykulu olan ben değilmişim gibi canlanıverdim. Halbuki bir iki saat uyusaydım ya.  

Saat beş civarında serum tekrar takıldı. Sancılar ufak ufak tekrar başladı. Ama biraz açılma olduğunu hissedebiliyordum. Doktorum ertesi sabah erkenden ameliyatı olduğunu, artık eve gitmek istediğini söyleyerek gözümü korkutmaya çalıştı ama nafile. Şöyle ağız tadıyla bir doğum sancısı yaşayamamıştım.  

Sonunda saat dokuza doğru yedi santimlik bir açılma sağlandı. Doktorum beni doğum odasında muayene etmek istediğini söylediğinde, keseyi açacağını anladım. Bunu daha önce de yaşadığım için hiç canımın acımayacağını ve nihayet şiddetli kasılmaların başlayacağını düşünerek çok sevindim. Nitekim düşündüğüm oldu. Kese açıldıktan sonra bir iki hafif kasılmadan sonra ilk gerçek sancı geldi. Oh yaaa, çok şükür doğum başlamıştı. Bir saat kadar sonra ıkınmamın geldiğini hissettim. Kocama doktora haber vermesini söyledim. Aksi gibi televizyonda maç vardı ve kocam dahil bütün erkekler maçla benden daha çok ilgileniyorlardı :)) Neyse ki kadın personel beni doğumhaneye aldı ve bu arada maçın devre arası oldu, yoksa ebe ve birkaç samimi arkadaşı doğumu yaptırmak zorunda kalabilirdi.   Ben kendimi o kadar yorgun hissediyordum ki son anda su koyuverdim. İlk ıkınmadan sonra ikincisi geldiğinde bunu yapacak gücüm kalmadığını çok yorulduğumu söyledim. Narkozitörü yakalayıp beni bir an önce uyutmasını istedim. Hatta adamın sağ koluma serum takmasına gerek olmadığını, sol kolumda zaten serum olduğunu filan söylüyordum ki doktorum beni azarladı "konuşacağına ıkın, bebeğin saçlarını görüyorum"

Evet bebek bacaklarımın arasındaydı ama ben etrafa emirler yağdırmaktan ve bağırışmaktan ıkınmayı unutmuştum. Bu arada doğrusu edepsizlik yaptığımı farkındaydım ama kendimi o kadar yorgun hissediyordum ki bir an önce uyumaktan başka bir şey istemiyordum. İkinci defa sıkıca ıkındım ve bebeğimi çıkarttım.   Narkozdan uyandığımda doktorumu şaşkın gözlerle bana bakarken gördüm. Neden son anda su koyuverdiğimi anlayamamıştı. Ona gün boyunca çok yorulduğumu ve pilimin bittiğini söyledim. "Çok edepsizlik ettim değil mi? " diye sordum ve güldük.  

Bebişimi bana getirdiklerinde, içimde o kadar büyükmüş gibi görünen, ama çıktığında ne kadar küçük olduğunu gördüğümüz bu minicik adamı kucakladım. Kocam doğumda çok yorulduğunu söylüyordu :))  İlk oğlum Deniz'i getirmelerini istedim. Çünkü o da aylardır büyük bir heyecanla küçük kardeşini bekliyordu. Doğumdan dolayı şiş ve kıpkırmızı suratı görünce, çekinerek "biraz çirkin" olduğunu söyledi :)) Neyse ki ikinci gün gözündeki şişlikler azalınca, Ege'nin güzelleştiğini düşündü. Artık evdeyiz ve Ege Bey'le beraber bol bol uyuyoruz :))   Ege...

Kıssadan hisse : Eğer indüksiyonla doğum yapacaksanız bir gece önce süt için, ıhlamur için, ılık duş yapın ve uyuyun, dinlenin. Enerjiye çok ihtiyacınız olacak. Doktorunuzu kızdırmayın :))

Herkese iyi doğumlar.      

Ege ve babasiEge ve agabeyi Deniz
Ege ve babası Can Ege ve ağabeyi Deniz

geri dön
  ANASAYFA'YA DÖN  
gebelik.org sitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı Dr. Kağan Kocatepe tarafından hazırlanmaktadır.

SİTEYİ EN İYİ ŞEKİLDE GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN INTERNET EXPLORER KULLANINIZ

Copyright © 1999-2005 - g e b e l i k . o r g -Tüm hakları saklıdır.