| İÇİMİZDEN BİRİ: SİBEL İLGAR İçimizden Biri 3/8//2001 
İşte Doğum Hİkayem... Ben Sibel İlgar. 29 yaşındayım. Elektrik mühendisiyim. 
| Biz evlenmeden önce karar vermiştik: İlk 5 yıl çocuk yapmak yoktu. Nedeni basitti: Maddi eksiklikleri gidermek ve doğacak çocuğumuza daha iyi bir ortam hazırlamaktı. Gerçekten öyle oldu. Evlendik ve evimizin eksikleri, ev almak, araba almak ve bebek için biraz birikim derken 5 yıl geçti. |
Korunarak geçirdiğimiz bu 5 yılda çevremizden ( özellikle akrabalardan) çocuk yapmamız konusunda oldukça uyarılar aldık. Hatta bazı insanlar artık çocuğumuzun olamayacağı (kısır olduğumuz) konusunda fikirler üretmeye bile başlamışlardı. Sonunda karar verdik: Artık anne baba olmalıydık. Maddi ve manevi olarak buna hazırdık. 12 Mayıs 2000 de son kez adet oldum ve korunmayı bıraktık. Haziran ayının başında Anneler Kulubü ile tanıştım. Buranın ortamı ile anne olmayı daha çok istemeye başladım. 10 Haziran günü dayanamayıp eczaneye gittim ve tahlil yaptırdım. Eşim eczaneye bile gelmedi. Çünkü gittiğimiz doktor bize acele etmememizi, en az 6 ay bebek sahibi olmayabileceğimizi söylemişti. VEEE sonuç pozitifti. Ben hamileydim. Eşime söylediğimde şaşırdı. Hemen doktora gittik. Kese görünmüyordu. Yıkıldık. Doktor erken olduğu için görünmediği söyledi. Birkaç gün sonra tekrar gittik ve KESEMİZİ gördük. Evet bu bizim minik böceğimizdi. Daha 3 mm çapında bir keseydi. Ama olsun. Biz yine de onun ultrason çıktısını aldık ve evin yolunu tuttuk. Evde telefon trafiği başlamıştı. Tüm eş, dost ve akrabalara bu mutlu olay duyuruldu. Daha sonraki günlerde karşılaşılan akrabalara bebeğimiz resimi deyip 3 mm lik kesenin resmi gösterildi. Evet tam olarak görmemiş hamile kalmıştı. Artık evde hiçbir iş yapmıyor, sadece dinleniyordum. Eee ne de olsa hamileydim. İlk aylarda mide bulantıları nedeniyle sadece makarna ve ekmek arası peynir yedim. Zaten hamile kalmadan önce bile kilolu olan bendeniz (76 kilo ile başladım) ilk 4 ayda 5 kilo almayı başarmıştım. Doktorum bu duruma çok kızıyor ve sürekli "dikkat et" deyip duruyordu. Ama ben anlamak istemiyordum sanırım. Hamileyim deyip her şeyi canım çekti deyip yemeye devam ediyordum. Zavallı kocacığım yeme dese bir dert ye dese bir dert. Her zaman hastalıklara karşı dirençsiz bir bünyeye sahip olduğumdan hamileliğim sırasında da hastalıklardan kurtulamadım. 2 defa bronşit ve 1 defa idrar yolu enfeksiyonu geçirdim. Ama doktor tavsiyesi ile kullandığım antibiyotikler sayesinde bunları da atlattık. Günler haftaları, haftalar ayları kovaladı ve sona yaklaşamaya başladık. Son haftalarımda doğum izninde olduğumdan bol bol geziyor ve bebeğim için alışveriş yapıyordum. Her hafta doktor kontrolümüz vardı. Ben bu kontrollere eltimle birlikte gidiyordum. 38. Haftamın dolduğu gün (02.02.2001 Cuma günü) sabah erkenden doktora gittim. Çünkü öğleden sonra bir arkadaşıma bebek görmeye gidecektim. Her hafta olduğu gibi doktora gidip NST'ye bağlanacaktım, sonucu alıp doktoruma gösterecektim ve doktorum her hafta olduğu gibi "sancın yok Sibel, bebeğin kalp atışları da gayet iyi" deyip ultrasona girecektim. Evet o günde buraya kadar anlattıklarım aynen gerçekteşti. Hatta ultrasona girmeden önce doktor vajinal muayene yaptı ve normal doğum için engel bir durumum olmadığını da söyledi. Tansiyonumu ölçtüğünde yüzü biraz buruştu. Tansiyonum yüksekti. Ama ultrasonla bakmaya başladığında doktorumun yüz ifadesi iyice bozuldu. Endişe dolu gözlerle ne olduğunu sordum. Bebeğin suyu azalmış. Tansiyonum da yüksek olduğundan bebeğin hemen alınması gerektiğini söyleyen doktoruma ağlamaktan cevap verememiştim. Evet son günlerde eşyalarına ve sepetine bakıp "hadi bebeğim, hadi oğluşum gel artık, bunları sana giydireyim, seni bu sepette uyutayım" deyip duran bendim ama bu kadar ani olmasını istemiyordum. Nasıl olurdu ben böyle hayal etmiyordum. Hayır Savaş yanımda değildi. Hani biz kimseye haber vermeden doğuma gidecek ve oğluşumuz doğduğunda herkese müjde verecektik. Doktor saat 3-3.5 gibi sezeryana alacağını söyledi. Genel anestezi ile olacaktım. Kata çıkıp odama yerleşmek üzere ağlaya ağlaya odadan çıktım. Hemen Savaş'ı aradım. Ağlamaktan konuşamıyordum. Canım kocacığım benim ağlamamdan bebeğimize kötü bir şey olduğunu sanmış. Hemen işten çıkıp hastaneye geldi. ( işyeri Mecidiyeköyde. Bense Ümraniye de Çamlıca Hayat Hastanesindeyim. Eşim hemen taksiye atlamış ve 1. Köprüden hastaneye gelmiş. Taksi 7.800.000 yazmış ancak eşim şöföre 80.000.000 lira uzatınca şöför Abi ne yapıyorsun, sadece 7800000 tuttu köprü parasıyla 8800000 vereceksin deyince eşim ayılmış. ) Odaya çıktığımda bir hemşire gelip tansiyonumu ölçtü, kan aldı. Daha sonra bana ameliyat giysisi getirdiler. Onu giydim. Bir taraftan da kardeşimi arıyordum. (Annem ve babam hayatta değiller, hayattaki tek akrabam kızkardeşim Tülay'dı). Evde yoktu. Cep telefonu cevap vermiyordu. Mesaj çektim. Diğer taraftan görümcemi arıyordum. Görümcem ben orada beklemeye dayanamam evde bekleyeceğim, bebek olduğunda haber verin dedi. Yanımda olan eltim çok mutluydu. Çünkü minik Arda Semih dünyaya geliyordu. Saat 13 gibi Savaş geldi. Hemen eve gidip 1 aydır hazır bekleyen bavulu ve henüz yeni aldığımız ve hiç kullanmadığımız kamerayı aldı. Bu sırada Tülay ve evde beklemeye dayanamayan görümcem de gelmişlerdi. Herkes mutlu beni teselli etmeye çalışıyorlardı. Eşim kamerayı getirmiş ilk çekimleri yapıyordu. Ben ameliyat giysisini giymiş, lavman yapılmış ( bu arada o kadar da korkulacak bir şey değilmiş. Gerçi boşuna yaptılar tuvalete gitmemi gerektirecek bir şey yememiştim) , sonda takılmıştı. Artık hepimiz doktoru bekliyorduk. Saat 15.45 gibi hemşire ve hasta bakıcılar beni almaya geldiler. Eşim ve görümcemle birlikte 5. Kattaki odamızdan bodrum kattaki ameliyathaneye gidene kadar zırlayıp durdum. Hakkınızı helal edin, bana bir şey olursa oğluşuma iyi bakın deyip duruyordum. Ameliyathanenin kapısında eşimi ve görümcemi bırakıp içeri girdim. İçerideki ameliyat hemşiresi gözlüklerimi de çıkartmam gerektiğini söyledi. Ben gözlüklerimi kat hemşiresine verdim eşime vermesi için. Daha sonra öğrendiğime göre hemşire gözlüklerimi görümceme vermiş ve benim gibi sulu gözlü olan görümcemde başlamış ağlamaya. Neyse beni oradaki sedyeye geçirdiler, bir koluma serum bağladılar diğerine tansiyon aleti. Herşey hazırdı. Doktorum geldi. "Nasıl hazır mıyız?" dedi. Cevap vermeme fırsat vermeden anestezi uzmanını, çocuk doktoru ve çocuk hemşiresini tanıştırdı. Doktorum Sibel Hanım "3 Sibel bu işi hemen bitirelim" dedi. Ben Sibel, doktorum Sibel ve anestezi uzmanı Sibel. Ne tesadüftü. 2 Sibel bana yapacaklarını anlattılar. En son saate baktığımda saat 15.55 falandı. Saat 16.05 de Arda Semih doğmuş ve babasıyla beraber asansörle bebek odasına çıkmışlar. Önce viyak viyak ağlayan oğluşum elini emmeye başlayınca susmuş. Eşim hala o sahneyi unutamadığını söyler. Ben ise "Sibel Hanım nasılsınız" diyen birilerinin seslerini duyuyordum. Evet ayıldı falan diyorlardı. Daha sonrasında tekrar dalmışım. Ama asansörde eşime ve görümceme bebeğim nasıl diye sormuşum. Odada nefes alamıyorum, ölüyorumdeyip ağlamışım ve oksijen bağlanmış. Bu sırada da oğlum nasıl, sağlıklı mı deyip durmuşum. Bu sırada eşim, kardeşim ve görümcem bana kötü bir şey olacak sanıp birbirlerinden gizleyip ağlamışlar. Nihayet ayıldım. Eltim bir daha doğuracak mısın diye sorduğunda hemen seneye dedim. Oğlumu merak ediyordum. Çocuk doktoru gelip oğluşum çok sağlıklı olduğunu Apgar puanlamasından 10 üzerinden 10 aldığını söyledi. Hemşirenin ben toparlanır toparlanmaz oğluşumu getireceğini söyledi. Artık mutluluktan ağlıyordum. Gerçi bu arada dikiş yerim müthiş sızlıyordu. Meğer üzerinde kum torbası varmış. Torbayı aldılar ve ben rahatladım. Bu rahatlamada serumla beraber verilen ağrı kesicinin de etkisi büyüktü. Artık oğlumu bekliyordum. Ama ne gelen ne giden. Eşim oğluma küvöze koyduklarını söylemez mi? İnanamıyordum. Ne oluyordu? Oğluşumun ciğerlerinde su varmış. Bu nedenle bu geceyi küvözde geçirecekti. Ben yine zırıl zırıl ağlıyordum. Ama ne ağlamak. Daha bebeğimi görmemiştim bile. Daha kucağıma bile alamamıştım. Daha ...Benim ağlayışlarıma dayanamayan eşim bebek odasına ilk gelişinde daha ben ameliyathanedeyken kaydettiği oğluşumun görüntülerini gösterdi. Ben daha bir coşarak izledim görüntüleri. 2 saat sonra oğluşumu küvözden çıkarttılar. Gece aynımda refakatçi olarak Savaş kaldı. Gece saat 2 gibi yanıma getirdiler. Emzirmeyi denedik ama benim minik meleğim uyumaktan emmedi. Gece 23.30 gibi ayağa kalkmamı söylediler. Eşim ve hemşire iki koluma girip kaldırmayı denediler. Ben kalktım ve odada gezindim. Gayet iyiydim. Sabah doktorum geldi. Gazımı çıkarttıktan sonra çay ve bisküvi yiyebileceğimi söyledi. Ben bu gaz işini geceden hallettim deyince doktor herşey çok iyi gidiyor dedi. Bol bol yürümemi söyledi. Zaten ben kalktığımdan beri devamlı yürüyordum. Bebek odası ile odamın arasında mekik dokumuştum. Ertesi sabah evimize çıktık. Eşim, ben ve kardeşim Tülay mutluluktan uçuyorduk. İnanın hala yeryüzüne inmedik.Arda Semih şu anda 4.5 aylık. Bize göre dünyanın en tatlı bebeği. Allah tüm isteyenleri çocuk sahibi yapsın. Bu büyük mutluluğu herkes tatsın.

| Arda Semih teyzesiyle... |
| 
| Bu arada hamileliğim ve doğumum sırasında devamlı yanımda olan manevi desteklerini esirgemeyen tüm Anneler Kulubü üyelerine ve Sayın Kağan Kocatepe'ye sonsuz teşekkürler. Biz erdik muradımıza darısı tüm isteyenlerin başına. Sibel İlgar |
İÇİMİZDEN BİRİ ARŞİVİNE GEÇMEK İÇİN TIKLAYIN |