gebelik.org

Kadın Sağlığı Arama Motoru

Doğru arama yapın, aradığınızı bulun...



gebelik.org Dr.Kağan Kocatepe tarafından hazırlanmıştır.
       
       
Dr. Kağan Kocatepe'den muayene randevusu almak için tıklayın>>

UNTERSUCHUNGSTERMİNE

MAKE AN APPOİNTMENT

gebelik.org
MÜZİKLİ SAYFA...

gebelik.org

İÇİMİZDEN BİRİ ARŞİVİNE GEÇMEK İÇİN TIKLAYIN

hamilelik dönemi
dünyanın hamilelik ile ilgili
ilk görüntülü bilgilendirme sitesi

yayında...
www.hamilelik.tv

   
İÇİMİZDEN BİRİ: PINAR KILIÇ

gebelik.org

İşte karşınızda Pınar K...
Anneler Kulübünün en eski üyelerinden. Kulüp içinde çok aktif faaliyet gösterdi. Her zaman elinde en güncel anneler kulübü üye listesini bulundurdu.
Solak olduğu için chatte gülme işareti olan :-) yerine hep (-: yazdığından bazıları tarafından anlaşılamadı.
Kulüp üyelerinin suya olan sevgilerini keşfetmelerini sağladı ve onları yaz aylarında susuz kalmaktan korudu. Hatta benim de kulübün aktif üyesi olduğum zamanlarda bende bile onun mesajlarını okuyunca su içme arzusu uyandırdı.
Kendisi de bol bol su içti ama bebeği yine de susuz kaldı :-)

Kulübe verdiğin destek için teşekkürler...

Dr. Kağan Kocatepe

28/1/2001

gebelik.org"Bebeğim,
Seni kollarıma alıp,gözlerinin içine bakıp ağlamak
Ağlamak; ama korkma sevgiyle şefkatle ağlamak
Sana zarar vermeden o yumuşacık yanaklarını öpmek
Mis gibi kokunu minicik boynundan içime çekmek
O bezelye parmaklarını ısırmak
İpek saçlarını ılık bir rüzgar kadar hafifçe taramak,okşamak
Sıcacık vucuduna sarılarak öylece kıpırdamadan durmak
Gözlerinin içine ‘bu benim bebeğim’ diye bakarak ağlamak istiyorum."

Pınar Kılıç


Bora Kılıç

BORA KILIÇ : 26.09.2000 SALI saat : 09:43 -
Üçbinüçyüzyirmi gram, elli santimetre

DOĞUM ANI

Bir gece önceden çok heyecanlıydım. Sabaha anne olacaktım! Uyku tutmadı. Ancak sabaha karşı uyumusum. Uyandığımda ‘’hadi gidelim’’ dedim ev halkına, gayet rahat bir ses tonuyla. Sezeryan ile doğuma gidiyordum ve daha once de operasyon geçirmiş olmama rağmen başıma gelecekleri nedense bilemiyordum. Cok rahat bir hamilelik geçirmiştim ve Bora’yı cok istiyordum fakat bir anda bebeğimin benden, benim karnımdan alınacağı korkusunu yaşadım. Evet bebeğimin içimden çıkarılmasını istemiyordum. (Zaten daha 39uncu haftama yeni girmiştim. 40ıncı haftaya kadar bekleyip normal doğum olsaydı olmazmıydı ? Doktorum bebeğimin suyunun azaldığını ve sonuna kadar beklemenin riskli olacağını söylemişti. Yani normal doğum biraz sakıncalı olacaktı. Aslında hamileliğimin ilk günlerinde sezeryan ile doğuma gitmek istiyordum ama hamileliğimin son günlerinde bu fikrim tamamen normal doğurmak istediğim doğrultusunda değişti. Ancak bebeğimin sağlığı benim isteklerimden önemliydi. Sonunda eşimle; beklemenin ve bebeğimizi riske atmanın gereği olmadığını düşündük. )

Hastaneye geldik. Hepimizin yüzü bembeyazdı. Ben biraz daha sakinleşmiştim odama yerleştiğimde. Eşim Hakan odamızı süsledi. Kendisi çok sakin bir insandır ama o gün süsleri oraya buraya yapıştırırken elleri titriyordu. Annem devamlı dolaşıyordu etrafta. Babamı gören oldu mu ? Kimse konusmuyordu. Birtakım sağlık tetkikleri yapıldıktan sonra vakit geldi ve beni malum elbise ile sedyeye koyup aşağıya indirdiler. (Bu arada şunu da belirteyim; doktorum dogumdan bir gece once, 24:00den sonra yemek yemezsen ve sabah 04:00 den sonra da sıvı almazsan lavman yapmamıza gerek kalmaz demişti ve işe yaradı.) Ağlamamak için kendimi zor tutuyordum. Bebeğimden ayrılacakmışım gibi geliyordu. Ameliyathaneye indiğimizde eşimi içeri almadilar. Oysa Hakan da ameliyathaneye girip doğumu video kasete kaydedecekti. Neyseki video kamerayı ameliyathaneye kabul ettiler. Hakan beni öptü ve kapılar kapanırken birbirimize el salladık. Eveeet, işte oğlumla son kez başbaşaydık. Doktorumuzu beklerken bebeğimi okşadım ve ona korkmaması gerektiğini söyledim. Sanki beni anlamış gibi koca bir tekme savurdu oğlum.

Artık hazırlanmamız gerekiyordu. Anestezi uzmanları bütün şirinlikleri ile epidurali yerlestirdiler. İsterseniz biraz bahsedeyim. Minicik bir iğne gösterdiler ve yan yatıp iyice kamburumu çıkartmamı söylediler. Koca bir göbekle bu kolay olmadı tabi. İğneyi yerleştirirlerken kolumuzdan kan alınırken hissettiğimiz acıyı hissettim o kadar. Birden sol bacağım uyuştu. Çok kısa bir süre sonra da göğüslerimin altından itibaren hiçbir şey hissetmedim. Hemen beni sırt üstü yatırıp boğazımdan itibaren bir perde gerdiler. Böylece malesef hiçbirşey göremeyecektim. Vücudumu silerlerken bebeğim çok hareket etmiş, tabi ben bunu hissedemedim. ‘’Doktor bey durun hemen kesmeyin’’ demeye kalmadan Alp bey çoktan operasyona başlamış bile. Doktorum ‘’sezeryana karar vermekle çok iyi yapmışsın, çünkü suyun iyice azalmış, normal doğuma yetişmen mümkün değildi’’ dedi. Kararımla o an gurur duydum. Ameliyathane o kadar şenlikliydi ki. Doktorum şarkılar söyledi. Fıkralar anlatıldı. Bu kadar şamata yapılacağını bilseydim ameliyata daha rahat ve hazırlıklı girerdim. Bunları düşünürken birden kalbime doğru bir baskı hissettim ve endişelendim. Sanki nefes alamayacakmışım gibi oldu. Sebebini sorduğumda bebeğimin çıkması için karnıma baskı yaptıklarını söylediler. Aman tanrım işte bebeğim geliyor dedim. Kendimi tutamıyordum. Ağlamaya başladım. Birden doktorum ‘’ Pınar yukarıya bak işte bebeğin’’ dedi. Alp bey, bebeğimi önüme serilen perdenin üstünden bana gösteriyordu !!! Canım benim !!! Görebildiğim sadece kanlı beyaz minik bir el ve kanlı ağlayan bir bebek kafasıydı. Gözleri çizgi halindeydi ve kocaman bir ağzı vardı. Ağladım. O ağladıkca ‘’bu onun sesimi?’’ diyerek ağladım. Bir anda çok sinirlenmiştim bebeğimi ağlatıyorlar diye. Ağlatmayın bebeğimi diye bağırdım !!!

Bebeğimi hemen yanıma getirdiler. Avazı çıktığı kadar bağırıyordu. Aramızda bir burun mesafesi vardı ve mis gibi kokuyordu. İstediğim olmuştu, bebeğimi ilk ben görmüştüm ve doğrusu da buydu. Fakat bir kolumda tansiyon aleti, diger kolumda da serum oldugu icin kucaklayamadım bebeğimi. Ağlamamasını söyledim. Yanında olduğumu söyledim. ‘’Sus bir tanem’’ dedim ama ben hüngür hüngür ağlıyordum. Onunla bir anlaşma yapmıştık korkmayacaktı. ‘’Ağlama bebeğim’’ dedim ‘’ağlama’’. Birden sustu birtanem. Oradaki herkes şaşırdı. Bebegimin muayenesi için onu benden almalari gerekiyordu. Bebeğimi alırlarken tekrar ağlamaya başladı. Bu arada videoyu seyrederken sonradan fark ettim : Bebeğimi bana verirlerken müzik çalmışlar !!! Diyorum ya çok eğlenceli bir doğumdu !!!

Beni yarım saatlik bakım için yoğun bakım odasına aldılar. Çok üşüdüm. Kolay değil her ne kadar rahat ve çabuk bir operasyon olduysa da sonunda bir taraflarınız kesiliyor. Her yerim titriyordu. Sinirsel olduğunu söylediler. Bakım odasındaki yarım saat bana bebeğimden ayrı kaldıgım bir ömür gibi geldi.

İşte o an !!!! Odama yerleştikten sonra oğlumu yanıma getirdiler. Yıkanmış, paklanmış, saçları taranmıştı. İşte o an ameliyatı, sıkıntılarımı, endişelerimi herşeyi unuttum. Onu kucağıma aldım. Babasıyla birlikte birbirimize sarıldık ve artık biz ‘’üç kişilik bir aileyiz’’ dedik.

Pınar Kılıç

Anne adayları, özellikle de ilk defa anne olacaklar; hamilelik bir kadının tadabileceği en harika duygu. Ben hamileliğim boyunca özellikle de ikinci üç ayda kendimi Alice’in harikalar diyarında hissettim. Hamileliğin tadını çıkartın. Sıkıntılarınızı doğumdan sonra hemen unutacaksınız. Asıl iş doğumdan sonra başlıyor. Doğum sonrası vücudunuzu beğenmeyecek ve ruhsal açıdan moral bozukluğu yaşayacaksınız ( bebeğe nasıl bakacağım endişesi, herkesin bebek bakımı ile ilgili birşeyler söylemesi vs. sizi sinir edecek) ama inanın çok çabuk toparlanacaksınız.

Hepinize benimki gibi rahat bir hamilelik diliyorum.

Sevgiler.
Pınar K.
( Bol bol su için)


İÇİMİZDEN BİRİ ARŞİVİNE GEÇMEK İÇİN TIKLAYIN



© 2002 [ 9 AY 10 GÜN-Kitap: ISBN 975-6797-20-7 ]
© 2003 [28 Gün / Kadın Olmak- Kitap: ISBN 975-6797-46-0 ]
© 1999-2050 - Her hakkı Dr. Kağan Kocatepe'ye aittir.
Op. Dr. Kağan Kocatepe
>>Nispetiye Caddesi No:34
Levent / İstanbul>>