| İÇİMİZDEN BİRİ: NURAN VAROL ERZİNCAN İçimizden Biri 24/8//2001 

| Hayatımda her zaman devletin 5 yıllık kalkınma planları gibi planlar yaparak, kendime hedefler koyup bu hedefleri tutturarak yaşamayı prensip edinmiştim. Ta ki 17 Ağustos depremine kadar. Yurt dışında yaşıyorken izinli olarak geldiğimiz Gölcük'teki ailemin yanında ertesi günü dönüş uçağına binecekken nereden bilirdik ki enkaz altında kalacağımızı. Depremden ben 13 saat, eşimde 43 saat göçük altında kaldık. Sizlere bu esnada yaşadıklarımızı anlatamayacağım. Söyleyeceklerim hayatta benim için o olmadan yaşayamam dediğim annemi, ailemi kaybettim. Eşim de maalesef sağ kolunu kaybetti. Ancak çok şükür ki ana yadigarı kız kardeşim ile eşimi Allah birbirimize bağışladı. |
Oldukça uzun süren tedavilerden sonra eşimle hayata yeniden başladık. Sonunda bu yaşamda artık 3-5 yıllık planlar yoktu. Sadece dedik ki bu güzel yuvayı bir bebekle çoğaltalım, sevgimizi onunla paylaşalım. Sonuçta gene takdir-i ilahi diyeceğim ki depremin 1. senesinde 17 Ağustos günü hamile olduğumu anladım. Kızım olsun çok istedim. Benim için çok özel bir insan olacak bu bebek diye düşündüm. Hamileliğini keyifli geçirenlerin bebeklerinin de keyifli olduğuna inananlardanım. Bu nedenle doktorumu seçerken keyifli ve benim rahat hissetmemi sağlayacak biri olsun istedim. Kız kardeşimin de doktor olması sebebi ile sevgili biricik doktorum Arkun Hanlıoğlu'nu bulmam çok sürmedi. 9 aylık hamileliğimde yaşadığım keyfi, huzuru ve mutluluğu anlatacak kelime bulamıyorum. Doktora kontrollerde neredeyse hoplaya-zıplaya gidiyordum. Bebeğin gelişiminin güzel olduğunu öğrendikçe de daha da keyifleniyordum. Yeme-içme konusunda kendimi fazla sınırlandırmadım ve sonunda 20 kilo fazlalık ile hamileliğimin sonuna geldim. Normal doğum olmasını çok istedim. Hamileliğimde doğum kursuna gittim, egzersizleri evde sürekli çalıştım. Doğum zamanım gelip geçmesine rağmen kızımdan hiçbir ses seda yoktu. Sonunda Arkun doktorum önce 10, sonra 12 gün fazladan bana şans verdi. Her gece acaba bugün suyum gelir mi, sancım olur mu diye neredeyse hiç uyumuyordum. Sonunda 10. miyad aşımı günü nişanım geldi. Yaşasın dedim. 2 gün kala bebek kendisi gelmeye karar verdi diye mutlulukla doktorumu aradım. Atla hemen gel, açılmaya bakalım deyince ben hastane çantalarımı arabaya koydum ve eşime de haber verdim direkt kliniğe gel diye. Bebeğimin kalp atışını dinledik, biraz sancım olduğunu gördük ancak hiç açılma olmayınca doktorum beni eve gönderdi ve en ufak bir şeyde haber et dedi. Eve dönerken gidişimdeki coşku maalesef kalmamıştı. Ama bagajdaki çantaları yine de çıkarmadım ne olu ne olmaz diye. Hemen internette nişan sonrasını araştırdım. 48 saat içinde doğum başlayabilir deyince bendeki coşkuyu sormayın. Güle oynaya dolaşmaya başladım yeniden. Eşime bu iki kişilik ailemizdeki son akşamımız belki deyip dışarı yemeğe çıkmaya başladık. Cuma, cumartesi geçti ve pazar akşamı olup 72 saat geçmesine rağmen artık bebişin kendisinin gelmeyeceğini kabul ettim. Pazar gecesi son akşam yemeğimizi yedik. Sanırım olayın yarattığı gerginliğin etkisiyle sabaha kadar pek uyuyamadım ve hep çıkartım. Saat 8.30'da hastahanedeki odamda idik ve doktorcum gelip bana moraller verdi. Sezeryana giderken hiç heyecanlı değildim. Bu kadar sakin olmamın sebebi normal doğumu bu kadar bekleyen ve isteyen bir insan olarak biraz sükut-u hayale uğramış olmam idi. Ben neden normal doğuramadım soruları gelip geçiyordu kafamda. Mademki doğumu bu kadar görmek istiyordum o zaman epiduralli sezeryan olsun dedim. Beni ameliyata indirirlerken eşim ve kız kardeşim heyecandan ölecek gibiydiler. Doktoruma "bana kızımı doğunca hemen verin emi" dedim. Önce belimden epidural için iğneyi yaptılar ve benim uyuşmamı beklediler. Artık belden aşağısını hissetmiyordum. Hatta bazıları kesildiğini anlarsın demesine rağmen o an gerçekten heyecanlandığım için bunu bile hissetmedim. Doktoruma şu an ne yapıyorsunuz sorularımı sormaktaydım. O da bana her aşamasında bilgi veriyordu. Bende dua etmeye başladım ve artık konuşamıyordum. Suyunu boşaltıyoruz, şu an başı gözüktü derken aman Allah'ım o da ne ? İşte o an gördüm onu. Kocaman tosuncuğum orada doktorumun elinde ayaklarından tutulup ters çevrilmiş haliyle havada duruyordu. Çocuk doktorunun ilk müdahalesinden sonra benim yanıma yatırdılar. Ben artık bana ne yapılıyor farkında bile değildim. Kızım yanıma gelmişti ve "yavrum evladım" diyerek ilk kez annelik cümlelerini ona söylemiştim. Yanıma yatırılana kadar ortalığı ayağa kaldıran kızım bir anda sakinleyince işte dedim analık bu olsa gerek. O bile şimdiden kokusunu, sesini tanıyor. Aylardır ben onu tomtiş diye sevmiştim. Herkese tomtiş diye tanıştırmıştım. Toroman kızım 4.180 gr. ağırlığında doğdu. Gerçekten nasıl çağırdıysam öyle dünyaya gözlerini açtı. 
| Aylardır, ekstra günlerdir beklediğimiz bebeğimiz dünyaya gelmişti sonunda. İyi ki normal doğmamışsın bebeğim. İyi ki karnımda 12 gün fazladan beklemişsin. Acemi annenin seni tutup kucaklayacak kadar büyümüşsün öyle. İyi ki dünyaya geldin kızım. Evimize neşe, yeni bir yaşam sevinci getirdin. Sana verdiğin mutluluk için çok teşekkür ederim. |
Ve sevgili doktorum Arkun Hanlıoğlu. İyi ki siz benim doktorumdunuz. Bana hayatımın en keyifli 9 ayını yaşattınız. Sizinle doğum sonrası kontrol için görüştüğümüzde artık o çok keyifli günlerin bittiğini görmek beni hiç bu kadar hüzünlendirmemişti. Bize sadece karı-kocadan oluşan ailemize, gerçek anlamı katan bebeğimizi sağlıkla kavuşturduğunuz için size çok teşekkür ederim. Sizinle ikinci bebekte, yeniden keyifli 9 aylarda görüşme üzere. Veee sevgili eşim Özgür. Seninle olan sevgimiz ve aşkımız artık yeni boyutlarda çoğaldı. Beraberken yaşadığımız her anı benim için çok özel kıldın. Seninle olmak ve iyi ki sen benim eşimsin demek, sana kızımla birlikte bize yeni bir dünya yarattığın için teşekkür etmek istiyorum. Seni seviyorum tomişim. Nuran
İÇİMİZDEN BİRİ ARŞİVİNE GEÇMEK İÇİN TIKLAYIN |