gebelik.org

Kadın Sağlığı Arama Motoru

Doğru arama yapın, aradığınızı bulun...



gebelik.org Dr.Kağan Kocatepe tarafından hazırlanmıştır.
       
       
Dr. Kağan Kocatepe'den muayene randevusu almak için tıklayın>>

UNTERSUCHUNGSTERMİNE

MAKE AN APPOİNTMENT

gebelik.org
MÜZİKLİ SAYFA...

gebelik.org

İÇİMİZDEN BİRİ ARŞİVİNE GEÇMEK İÇİN TIKLAYIN

hamilelik dönemi
dünyanın hamilelik ile ilgili
ilk görüntülü bilgilendirme sitesi

yayında...
www.hamilelik.tv

   
İÇİMİZDEN BİRİ: NÜKHET DEMİRAY

8/6/2001[MA]

gebelik.org

Nükhet Demiray... Onu anlatmama gerek yok. Sitede o kadar çok yazısı var ki. Siteyi düzenli olarak takipedenler onu mutlaka tanırlar. Onun yaşadıklarını, Caner'in verdiği yaşam savaşını, kazanılan zaferi yazılarında anlattı bizlere. Bu site kurulduğundan beri hep bizimleydi ve bizimle olmaya devam ediyor.

Teşekkürler...

Bu arada Caner bugün üçüncü yaşını doldurdu. Yazısının da aynı güne denk gelmesi hoş bir rastlantı.

Dr. Kağan Kocatepe

8/10/2000

Demiray AilesiMerhaba,

Ben Nükhet Demiray…. Bu köşede genelde çok güzel ve anlatımı hoş doğum hikayeleri okuyoruz. Fakat benim doğum hikayem biraz daha farklı. Daha doğrusu biraz üzücü. Aslında benim doğum hikayemden daha ziyade sonraki hikayem daha uzun… Fakat ben de en az daha önce yazan anneler gibi ne kadar üzücü olsa da mutlu sonla biten hikayemizi uygun bir dille yazmaya çalıştım.

Hamile olduğumu öğrendiğimde ben de tüm anne adayları gibi inanılmaz bir duygu seline kapılıp alt tarafı 9 ay sonra anne olacağım günlerin hayalini daha ilk günlerden kurmaya başlamıştım. Fakat başıma nelerin geleceğinden habersizdim tabii… 40 haftalık maratonu vaktinden oldukça erken 27. Haftada tamamladım. Peki nasıl oldu? Biraz anlatayım….

7 Ekim 1997’de bebeğim için ilk alışverişimizi yaptık. Ona puset, bebek çantası vs. gibi ufak tefek eşyalar almıştık. O gece sabah 3 civarlarında bir uyandım ki kaskatıyım… Usulca kalktım ve salona gittim. Eşim de peşimden. Ayakta duramıyordum. Üçlü koltukta sırtımı dayayıp ayaklarımı uzatır pozisyonda rahattım. Fakat kasıklarımda bazı sancılar ve kasılmalar vardı. Fakat doğum olayını hiç düşünmüyordum. “Ne doğumu daha 27. Haftadayız… Galiba ayaklarımı üşüttüm” diye düşünüyordum. Bebek de hareket ediyordu. Bu nedenle sanki içim rahatlıyordu. Fakat eşim ikide bir saatine bakıyordu. Sanki sancıların rutin olup olmadığını kontrol ediyordu. Bu aşamada neden doktorumu aramadığımı inanın ben de bilmiyorum. Ve bu konuda halen kendimi çok suçluyorum. Belki de ilk gebeliğin cahilce gerçekleşen acemiliği….

Sabaha kadar böyle geçti. Sabah ufak bir kanama oldu ve ben korkudan hemen telefona sarıldım ve doktora anlattım. Hemen hastahaneye çağırdı. Gittik fakat doktorun yanına kadar nasıl gittim ben de bilmiyorum. Muayene etti ve rahim ağzının 8 cm. açık olduğunu, doğumun başladığını, durdurabilmek için zaman olmadığını söyledi ve ekledi…. Bebeğin çok küçük ve doğum haftası çok erken. Yaşama şansı yok! Fakat daha 1 hafta önce rutin kontrole gitmiştim. Herşey yolundaydı. O kontrolden 10 gün kadar önce de renki doppler’e girmiştim. Hiçbir olumsuzluk yoktu. 1 hafta önceki kontrolde bebeğim 882 gr. çıkmıştı. Doğumdan önceki ultrasonda ise 750 gr.

Ağlamaya başladım. Ne olacaktı? Öleceğini bile bile mi doğuracaktım… Allahım… Neden? Neden? Neden bunlar beni bulmuştu. Beni NST odasına aldılar. Bebek hareket ettikçe butona basacaktım. Monitörde kalp atış hızını görüyordum. Kalbi atıyordu ya halen yaşıyordu. Ama birazdan yaşamayacaktı. Çıldırabilirdim. Beni doğumhaneye aldılar. İnanılmaz şekilde bağırarak ağlıyordum. “Hayır, istemiyorum!” Bebeğimi mi istemiyordum…. Hayır! İçimde kalsın vaktinde doğsun istiyordum. O anda doğurmak, onu ölüme göndermek istemiyordum. Sanki onu ben iyi koruyamamıştım.

Doktor eşimin doğuma gelmesini isteyip istemediğimi sordu. Hayır dedim. Bebeğin ölüsünü mü görecekti… Bu andan sonra bana en büyük desteği doktorum verdi. Epidural anestezi yapılırken başım omuzunda ağlıyordum. Fakat ona çok da kızıyordum.

Epidural anestezi yapıldı ben hep ağlıyordum. Aslında keşke o kadar çok ağlamasaymışım. Bebeğim içerde belki de benim bu kadar strese girmemden olumsuz etkilendi. Bunu bilemiyorum. Bu aşamada yanıma bir doktor geldi. İnanır mısınız psikolog sandım. Beni sakinleştirmek için geldiğini sandım. Kendini tanıtmaya başladı. “Ben çocuk doktoruyum. Bebeğin doğduktan hemen sonra ilk müdahaleyi ben yapacağım lütfen sakin ol” dedi. Ama bebeğim yaşamayacaktı ki… Neden bu doktor gelmişti? Fakat iyi ki gelmişti…

Doğum başladı ama ben bebeğimi nasıl doğurduğum hakkında hiçbir fikre sahip değilim. Yani anneyim fakat nasıl doğum yaptığımı bilmiyorum. Bebek doğar doğmaz da beni bayıltmışlar. O nedenle doğumun sonunu bilmiyorum. Bebeğimin ilk ağlayışını duyamadım.

Doğumdan önce yaşamayacak bir bebek için sezaryen önermedi doktorlar. Normal doğum yaparsam, ikinci bebeğime daha çabuk hamile kalabilirdim. Bana da mantıklı gelmişti. Ve epidural anestezi ile normal doğum yaptım. Bebeğim daha 27 haftalık olduğundan başı aşağı dönmemişti. Dolayısıyla ters yani makat geliş olarak doğdu.

Ayıldığımda içimde öylesine büyük bir boşluk hissettim ki… Daha yarı baygınken ve içimdeki boşluğu hissederken annemin sesini duydum. “Bebebeğin yaşıyor!”

Bir anda kendime geldim…

-Bebeğim yaşıyor mu… Nasıl, nerede hani göreyim…

-Şimdi göremezsin başka bir hastahanede fakat çok iyi…

Bebeğim 750 gr. beklenirken bir süpriz yapıp 1200 gr. ve 38 cm. olarak doğmuş. Gerçi bu süpriz yapma huyları gelişiminin bir çok evresinde bizi çok sevindirmeye devam ediyor.

Evet 8 Ekim 1997’de saat 11.10’da bebeğim dünyaya gelmişti ve biz 3 sene evvel yine 8 Ekim’de eşimle nikah masasına oturmuştuk. Yani biricik oğlumuz bize evliliğimizin 3. yıldönümünde MERHABA demişti.

Caner 42 günlükCaner 42 günlük
CANER; Binikiyüz gram, Otuzsekiz santimetre; 8 EKİM 1997
(Bu resimler Caner 42 günlükken çekildi)

Artık büyük bir engelli maraton bizi bekliyordu. Bebeğim İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde 3 ay tedavi gördü. Burada neler yaşadığımızı anlatmayacağım. Çünkü çoook uzun ve yine üzüntüler ve mutluluklar içeren bir hikaye.

Caner DemirayFakat şu kadarını söyleyeyim… Oğlum Caner 3 yaşını bitiriyor ve ben yeniden dünyaya gelsem aynı koşullar da olsa yine Caner’in annesi olmak isterim. Çünkü Caner için ilk günlerde yaşar diyen tek bir doktor bile çıkmazken bugün 3 yaşını bitiriyor olmasının güzelliğini ailecek yaşıyoruz. Yani geçirdiği sağlık sorunlarını düşünürsek bizim ve de doktorlar için mucize bir bebek. Geçirdiklerini, yaşadıklarımızı, Caner’in şimdiki durumunu, konuşmalarını merak ederseniz adresimize bir uğrayın… http://caner.cjb.net
Ne kadar umutsuz bir durumda olursanız olun, inanmak bana kalırsa çok önemli. Ben bebeğimi 1 gün sonra görebildim ve o andan itibaren ne kadar umutsuzca da olsa yaşayacağına hep inandım.

Son olarak, çekilen her zorluğun arkasından, verilen her emeğin arkasından koskocaman bir GÜLÜMSEME sizi bekler ve siz çocuğunuzun yüzündeki bu koskocaman GÜLÜMSEME ile dünyanın en mutlu AİLESİ olursunuz.

Caner Demiray

Sevgiyle, sağlıcakla ve dostça kalın…

Nükhet Demiray

Caner 42 günlükkenCaner Demiray
"Doğum günün kutlu olsun Caner.
Hep böyle neşeli kal. "


İÇİMİZDEN BİRİ ARŞİVİNE GEÇMEK İÇİN TIKLAYIN



© 2002 [ 9 AY 10 GÜN-Kitap: ISBN 975-6797-20-7 ]
© 2003 [28 Gün / Kadın Olmak- Kitap: ISBN 975-6797-46-0 ]
© 1999-2050 - Her hakkı Dr. Kağan Kocatepe'ye aittir.
Op. Dr. Kağan Kocatepe
>>Nispetiye Caddesi No:34
Levent / İstanbul>>