gebelik.org

Kadın Sağlığı Arama Motoru

Doğru arama yapın, aradığınızı bulun...



gebelik.org Dr.Kağan Kocatepe tarafından hazırlanmıştır.
       
       
Dr. Kağan Kocatepe'den muayene randevusu almak için tıklayın>>

UNTERSUCHUNGSTERMİNE

MAKE AN APPOİNTMENT

gebelik.org
MÜZİKLİ SAYFA...

gebelik.org

İÇİMİZDEN BİRİ ARŞİVİNE GEÇMEK İÇİN TIKLAYIN

hamilelik dönemi
dünyanın hamilelik ile ilgili
ilk görüntülü bilgilendirme sitesi

yayında...
www.hamilelik.tv

   
İÇİMİZDEN BİRİ: ELİF NURHAK KIRIK

İçimizden Biri 21/12//2006

gebelik.org

Benimkisi ‘ A hiç beklemediğim bir anda öğrendim’ yada eşime şöyle bir süpriz yaptım bütün gece sarılıp ağladık diye başlayan bir doğum öyküsü olmayacak…Hayatım boyunca çocukları deliler gibi seven ve çocuk isteyen bir kadın hiç olmadım; hatta aksine insanların böyle bir sorumluluğu sadece öğretilmişlikleri sebebi ile aldıkları , bir çok kişinin bu tavrında çok bencilce davrandığını , içgüdülere – ki bu bir içgüdü ise- yenilmenin gelişmemişlik olduğunu savundum durdum… Buna Elif’in alternatif tutumu da diyebilirsiniz, 15 yıllık bir polikistikover hastasının nasılsa olmayacağına inandığı şeyler için bulduğu savunma sistemi de…Ama kendime haksızlık edecek halim de yok, bu daha çok ‘ben’ olmakla ilintili bir hal.

Taner’le 3 yıl sevgili idik. 2003 Ağustosta da artık bu anneler va babalar daha çok üzülmesin, bizi de fazlaca üzmesinler diye evlendik. Yoksa halimizden de memnunduk. Açıkçası evlilik hayatımızda başka bir ‘hal’e sebep olmadı. Sevgililik halimiz pür neşe devam etti. Hatta bir adım ileri gidip evliliğimizle eş zamanlı başladığım yeni işim sebebi ile ayın neredeyse yarısını şehir/ülke dışında geçirir oldum. Çok keyifli bir iki yıl geçirdim, seyahat etmeyi oldum olası çok severim, bir sabah Diyarbakırda; iki sabah sonra Utah da ; buna eklenen kişisel tatillerle de bir güzel gezdim, güldüm, eğlendim. Neden sonra birgün 31 yaşımda olduğum ve yıllardır peşini bıraktığım polikistik overim aklıma geldi. (Peşini bırakmışlığım tembelliğimden değil, onlarca doktora rağmen bir türlü aradığımı bulamamış olmaktandı) Bilenler bilir pko sebebi bilinmeyen bir kısırdöngüdür, dolayısıyla radikal bir tedavisi yoktur. Kilo yapar, tüylenme yapar, hatta gizli şeker ama çocuk yaptırmaz yardım almadan:) O güne dek bir sürü tanınmış isim, üniversite ve hastane gezmiş olan ben, neden bilinmez internetten doktor ararken buldum kendimi. İşte Kağan Beyi bulma hikayem böyle başlar, resmini gördüm, aradım sesini duydum tamam dedim ne kaybedeceğimki; kimlerle tartışmadım kimleri bırakmadım ki denemenin bir zararı olmayacaktı…Oysa bu web sitesi beni anne yaptı nereden bilebilirdim… Tüm bu yeni doktor arayışlarımdan eşimin haberi yoktu, hatta galiba ona gittiğimden bile, işin aslına bakarsanız sanırım benim bile ne yaptığımdan haberim yoktu ,bilirsiniz bazen iç sesiniz siz farketmeden sürükler sizi. Gittim işte Kağan Beye beni binlerce tahlile boğmadan ve inanılmaz tatmin olmuş şekilde yolladı muayenehanesinden; bebek istersem gidilecek yol başkaydı, oysa bebek mi, ben mi, deli miydim?

Aklımda hep şu vardı aslında pko hastalığım sebebi ile işte yumurtlama takibi, aşılama, tüp bebek derken ancak 2 yıla hamile kalabilecektim bu da beni 33 yaşında filan yapacaktı e fena da sayılmazdı, daha görülmemiş bir çok ülke, sabahlara kadar sürecek keyif akşamları, oturulucak dost sohbetleri, denenecek bir sürü yemek vardı…Ve yaz sonu gittim doktoruma, nasılsa çok boğuşacaktık, ve ben vicdanen rahat olacaktım (ne demekse) , eşimle bir an bile isteyip istemediğimizi konuşmadık, sanırım gelişine bir hamle idi bu hayatımızda…Ama ben şu karamsar ben, nasılsa olmayacak kolayca diye düşündüğümden çok da umursamıyordum. Yoğun ve eğlenceli işimden istifa ettim, sigarayı bıraktım, dinlenecektim…Ve başladık yumurtlama ilaçları ile denemeye; ilk ay birşey olmadı, bir küçük yumurta bile, ikinci ay dozu arttırıp devam ettik, nasılsa olmayacaktı gene olmadı…Biraz hırsa dönüşüyordu içimdeki, öfkeleniyordum da, hormonel rahatsızlıkları hep saçma bulurum; yani kadın olmanın önemli şartlarından biri olan yumurtlamayı bile beceremediğinizde ne anlamı var ki…Aklımdan sadece şu iki şey çıkmıyordu; Kağan bey ne demişti ‘İstemek yetmez inanacaksın’, ‘ En basitten kolaya gideceğiz, tüp bebek en son seçenek’. Ve 3. deneme; bu sefer iğnelere başladık, gene yumurta yoktu dozlar arttırıldı ve en nihayet bir tanecik yumurtamız olmuştu artık gerisi aşkımıza kalmıştı:)

Ben küçük mucizelere inanır oldum; tüm bu süreçte bu mucizeler hep karşıma çıktı; onların biri de bir internet sitesi…Çocuk sahibi olamayan bir sürü kadının bir arada olduğu bir site; aslında biliyordum halim çok da trajik değildi en azından onlar kadar, ama neden bilmem bu hüzün halinden keyif alır olmuştum. Tüm gün evde oturup nette dolanıp duruyordum …Nasılsa yol daha çook uzundu…

Ve işte o gün…İğneden sonraki 13. gün…O kadar çok ağrıyordu ki karnım, gene tüm olumsuzluğumla iğnelere bağlı bir komplikasyon oluştuğunu düşünüp aradım doktorumu…Bana git test yap dedi; sanırım bana inat hayat annemden, eşimden sonra bir olumluluk insanı daha sunmuştu:) Gittim test yaptım saat 18 civarıydı, şu ucuz olanlarından aldım bir tane, çok silik bir ikinci pembemiz vardı, dedim test ucuz bir de gidip pahalısından aldırdım eşime sonra onda da çok silik ikinci pembe…Doktorumu aradım, hamilesin işte dedi, zorla ona gitmek istedim…Açıkçası ayaklarım yerden kesilmemişti sadece korkuyordum; hayatımdaki herşeyi son zerresine kadar anlatmayı seven ben suskunluğa kalmıştım,sanırım gösterdiğim tek insani belirti ertesi sabah uyandığım da eşime dönüp; ‘Rüya değildi değil mi?’ demek olmuştu. Doktora gittik bir daha test yapıldı bu sefer çizgimiz daha belirgindi, ama ne bir kalp atışı hatta kese görmek mümkün değil di…1 hafta sonra gelin dedi doktorum, ve ondan sonraki hergün yaklaşık 2 ay boyunca eşimden gizli 3 yada 4 test yaptım . Şimdi bir test kolleksiyonum var, bunları oğlum için hazırladığım hatıra sandığına koydum, çocuğum annesi kim bilsin diye:)Artık daha da belirgindi çizgilerim…Evet ben kazanmıştım; kendini balayında hamile kalanlardan sayıyordum yani bir yumurtam olmuştu onca ilaca o da döllenmişti:) Ben kesinlikle kazanmıştım evet artık hamileydim ama ne bileyim başıma geleceği…Hiç hazırlıklı değilmişim oysa hamile kalmaya ben sadece inatlaşıyormuşum ve inanın onu ellerime aldığım ilk ana kadar ben başıma gelenleri anlamamışım aslında....Kazanmıştım ama neden bilinmez içimi bir korku saldı, zaferime sevinemedim; yaklaşık 6 ay boyunca etrafımda kim varsa başlıca eşim sonra doktorum herkesi bol bol yordum…Acaba bebeğim sağlıklı olacak mıydı, düşük yapacak mıydım, ikili test ne çıktı, dr um ben üzülmeyeyim diye bana gerçeği söylemiyor mu, neden midem bulanmıyor diye başlayan binlerce soru…Bir türlü uslanmıyordum; yaptığımın akıl dışı olduğunu görsem de kontrol dışıydım aklıma gelmeyen kötü senaryo sanırım kalmamıştı. Size mucizelerden bahsetmiştim Kağan Bey mucizelerimden biriydi, bütün telaşım onun sözleri ile uslanıyordu elbette bitmiyordu ama bir şekilde ona teslim oldum, bu adam benim doktorum olmasaydı ben bu bebeği doğurmaya gerçekten cesaret edemezdim. Onun bu rahatlığı beni bazen çıldırtıyordu ama susmaktan başka çarem yoktu…

Benden, hamile kalmak isteyen yada kalmış, doğum yapacak herkese tek bir tavsiye; neden bilmiyorum ama biz kadınlar başkalarının canını yakmaktan keyif alıyoruz, neler anlattılar bana kese görmek gebelik değil diyenler, anne karnında ritim tutan bebekler, mide bulantıları, tekmelerden yorulanlar; oysa ben bunların yanına bile yaklaşamamıştım…Herkesden uzak durun , ne hamilelik ne de doğum anlattıkları gibi değil…

Bir mucize daha oldu 2 aylık gebeydim ve artık evde sıkıntıdan patlamak üzereydim, çok keyifli bir iş teklifi aldım ve yeni bir işe başladım. Evime yakındı, sakindi, huzurluydu, iş arkadaşlarım yardımcıydı…Ve orada karşıma Azra kız çıktı. İnanın hamilelikte iyi şeyler peşinizi hiç bırakmıyor. Tüm gebelik dönemimde bana hep iyi söyleyen, içimi rahatlatan, erkek bebek sahibi olmanın binbir avantajını anlatan , insan aklının almayacağı iyilikte Azra …Biliyordum o da başıma gelen bütün iyiler gibi oğlumun mucizesiydi.

Böyle böyle 6 ay geçti…İşte bu 6. ay miyat oldu bana…6 ay boyunca bebeğim için binlerce olumsuzluk senaryosu yazmış olan ben, birden tüm olumsuzluğumu kendime döndürdüm; acaba sezeryan da ölecek miydim, eşimi bir daha görebilecekmiydim…Geceleri gizli gizli ağlardım…

Son 3 ayım kendimle boğuşmakla geçti son 20 güne kadar işe gittim, aslında son günde işteydim ama… Aman bir yanlış anlaşılma olmasın tüm gebeliğim boyunca gece yarılarına kadar konserlerde, sokaklarda gezdim durdum. Hayatımı bir an olsun bırakmadım, içki masalarım hariç, aslında oralarda da oturdum da anca su içtim…Yediğime içtiğime hastalıklı bir özen gösterdim, kolasız çaysız bir koca 9 ay geçti…Herkes hayret içindeydi, açıkçası doğru düzgün midem bile bulanmadan oram buram ağrımadan geçirdim 9 ayı, otur derlerdi işte, oturamazdım bile …Ah bir de o karamsar ben olmasam ne güzel olacakmış gebeliğim… Gebelik bana rağmen en keyifli dönemlerinden biriydi hayatımın, düşünsenize taksiler önünüzde duruyor, insanlar yol veriyor, her lokmada hakkınız var, en önemlisi kadınlar tuvaletinde bile sıra sizin…

Ve o gün geldi…Tahmin edebileceğiniz üzere neredeyse tüm hastaneleri defalarca gezmiş, kiminin rengini, kiminin çalışanını beğenmemiş – oysaki kesilesim yoktu benim:)- hepsinden bir şekilde memnuniyetsiz kalmış sonunda da evimden uzak sayılabilecek, doktorumunda tavsiyesiyle Bakırköy Acıbadem Hastanesine karar vermiştim. İstikamet Bakırköydü…Bu arada binlerce saçma sapan şey aklımdan geçiyordu, ramazandı ya çalışanların oruç tuttuğu için algıları kapalı olur muydu, Bakırköy deprem bölgesiydi vs vs… Son 3 gün bana bir şey oldu, o kadar yorulmuştum ki artık bitsin istiyordum, sessizdim hatta bir adım ötede katotoniktimdim, gergindim elbette ama duygularım örtülüydü…Hiç uyuyamam dediğim o gece eşimin kollarında mışıl mışıl uyudum…Sabah 5 te şu muhteşem internet sitesinde son bir forum daha açtım ben gidiyorum diye başlayan…Ve yakın arkadaşım, annem, babam, eşim, uçan balonlarım her gece beraber uyuduğum oyuncağım ve şu meşhur doğum çantamla Bakırköy yolculuğumuz başladı…Açıkçası yolu hatırlamıyorum, hastaneye girişimizi de, birgün önce kuafördeydim hayat olağandı şimdi ürkütücü bir hal almıştı…Odaya yerleştik, hazırlıklar yapıldı Kağan Bey yanında ameliyatımda ikinci kadın doğum uzmanı olarak girecek eşi Tülin Hanımla geldi, ben suskundum ağlamadım bile…Biliyordum olabilecek en güvenli ellerdeydim. Beni deli sanmayın bütün bu öykünün altındaki korkum, tüm çocukluğum boyunca yüzümdeki kocaman ben yüzünden 8 kere genel anestezi altında ameliyat geçirmiş olmamdır aslında ve son tedirginliğim beni kapıda bekliyordu dermatolojik hiç bir bulgu ultrasonla tespit edilemiyordu ve oğlumun yaşadıklarımı yaşaması fikrine tahammülüm bile yoktu. Tüm soğukkanlılığımla kameranın yanımıza alınması gibi direktifleri de vererek arkadaşlarımın, annemin, babamın arasından öylece gittim ameliyathaneye…Epidural yaptırmam söz konusu değildi, genel anestezi olacaktım, sadece anestezi uzmanından rica ettim ellerimi ben bayılmadan bağlanmasın ve Kağan bey gelmeden uyutulmayayım diye , tam bu sırada doktorum geldi ‘Adını ne koyacaksın sen bu bebeğin’ dedi, tüm itirazlara rağmen adı Ali olacaktı ve Deniz koyacaktık yanına bunları anlatırken bayıldım gittim, kendime geldiğimde ayılma odasındaydım, karnım ağrıyordu, karnımın ağrısından aklıma geldi doğum yaptığım bebeğimi sordum bilmiyorlardı…Sağlıklı mıydı, yanağında beni var mıydı? Bilmiyorlardı, ağlamaya başladım, susasımda yoktu, üst katı aradılar bebeğimin iyi olduğunu söylediler, sonra Tülin Hanım geldi bebeğim iyiydi …Ama tatmin olmuyordum, kapıda eşimi gördüm ona da sordum herkes iyi olduğunu söylüyordu ama ben susmuyordum, sanırım hiç ‘mutlu son’ la bitmemiş bu öykü benim aklımda… Kimseye inanasım yoktu bu sebepten, odaya girdim sevdiklerim oradaydı ben iyiyidim, ama bebeğimi daha görememiştim… Odaya girdiği ilk anı, kucağıma verdikleri ve o eşek gözlerini kocaman açıp yüzüme baktığı o anı hiç unutmayacağım… Sanki hayatım onun gözleriyle açıldı, 31 yıl ona ulaşmak için geçmiş gibi, bu aşık olduğum adamla sanki yeni tanışmışız gibi, sadece tarifsiz bir şey…Dünyanın en güzel bebeğiydi bana verdikleri, beyazdı , yumuşacıktı ve ben dünyanın en güzel kadınıydım. Hayatta yeni bir sayfa açma laflarını beylik ve komik bulurdum hep ama bu Ali oğlanla yeni bir sayfa açıldı hayatımda. Oğlum annesinin tersine uslu bile sayılabilir, delirtici ağlamaları uykusuzlukları yok. Rahat adamların oğlu olur derler, babasına çekmiş sanırım… Ben gene hamileliğimdeki gibi deliyim, bütün endişelerim ona, çünkü bütün enerjim ona... Ama olsunmuş! Annelik başka bir halmiş, keyfim yerinde yani

Şimdi sadece 1.5 aylık…Yenidoğan sarılığı oldu, kilo sorunları …Anladım ki artık ben terfi etmişim, o eski ben değilim...Bu yeni halimle keyfim gerçekten yerinde…Dilerim ki hayatta tüm kadınlar bir kereliğine anne olsunlar, ki ben daha yolun başındayım zaman geçtikçe eminim daha da keyifleneceğim annelikten.

Olaki yazdıklarımı okuduysanız son bir sözüm daha kaldı; bu 9 ay boyunca başıma gelen her mucize için oğluma teşekkür etmeliyim önce…Sonra eşim Taner’e; bana katlanma katsayısını 2 ye arttırdığı (ki normalde de bana tahammül etmek zordur) , hep olduğu gibi hamileliğimi de benimle bir yaşadığı ve sanırım çok iyi bi baba olacağı için (arada kaçıyor ama o kadarına da göz yumacağız artık:)) binlerce dek teşekkür ederim. Annem ve babama… Sonuçta bu küçük adam onların sayesinde ellerimde, babacığım dedelik sana o kadar yakıştı ki, ve annem 31 yıl boyunca seni defalarca çok üzdüm biliyorum ama Denizi versem affeder misin? Kağan Bey’e ne desem bilmiyorum; beni anne yaptığı için, 9 ay boyunca ve öncesinde beni sakin tuttuğu için, sabırla her soruma cevap verdiği için ve söz verdiği üzere sezeryanda gerçekten canımı hiç yakmadığı için ve daha bir sürüsü için teşekkür ederim. (Biraz da kızıyorum Kağan Bey’e doktor beklentilerimi o kadar arttırdı ki şimdi hiç bir doktordan memnun kalmak söz konusu olmuyor:())

Beni her aradığımda, her muayenehaneye gittiğimde sıcacık karşılayan Elmas Hanım ve Şükran Hemşireye (alttaki resim), şu malum internet sitesindeki tüm arkadaşlarıma (kızlar nasıl ama sonunda hepimiz hamile kaldık:)), işyerinde her cumartesi kahvaltısında bana kendimi kraliçe gibi hissettiren tüm çalışma arkadaşlarıma, her sabah msnde gülen yüzüyle hamileliğimi an be an takip eden arkadaşım Figen’e ( Figen ne güzel artık sıra ben de!) ve Azracık (hadi bir an önce…Kağan Beye gitmek için bahaneye ihtiyacım var artık:)) sana çok teşekkür ederim. Söz veririm olaki bir daha doğum hikayesi yazacak olursam bu kadar uzatmayacağım; ne yapayım mutluluktan…


İÇİMİZDEN BİRİ ARŞİVİNE GEÇMEK İÇİN TIKLAYIN



© 2002 [ 9 AY 10 GÜN-Kitap: ISBN 975-6797-20-7 ]
© 2003 [28 Gün / Kadın Olmak- Kitap: ISBN 975-6797-46-0 ]
© 1999-2050 - Her hakkı Dr. Kağan Kocatepe'ye aittir.
Op. Dr. Kağan Kocatepe
>>Nispetiye Caddesi No:34
Levent / İstanbul>>