gebelik.org

Kadın Sağlığı Arama Motoru

Doğru arama yapın, aradığınızı bulun...



gebelik.org Dr.Kağan Kocatepe tarafından hazırlanmıştır.
       
       
Dr. Kağan Kocatepe'den muayene randevusu almak için tıklayın>>

UNTERSUCHUNGSTERMİNE

MAKE AN APPOİNTMENT

gebelik.org
MÜZİKLİ SAYFA...

gebelik.org

İÇİMİZDEN BİRİ ARŞİVİNE GEÇMEK İÇİN TIKLAYIN

hamilelik dönemi
dünyanın hamilelik ile ilgili
ilk görüntülü bilgilendirme sitesi

yayında...
www.hamilelik.tv

   
İÇİMİZDEN BİRİ: EBRU DANIŞKAN

Kulüp üyelerimizden sevgili Ebru bizlere gebelik ve doğum hikayesini oldukça özenli bir şekilde anlatmış. Bu arada anne adayları ve annelerin bu sayfaları okurken duygusallaşarak gözyaşları içinde kaldıklarını öğrendim. Gözyaşlarının herzaman mutluluk için akmasını dilerim...

Dr. Kağan Kocatepe
2/1/2001[MA]

gebelik.org

"İçinizden Biri..."

Hamileliğim boyunca içimizden biri köşesini sürekli takip ediyordum ve klasik hamilelik psikolojisi ile sonlarında hep gözlerimden yaşlar süzülüyordu. Birgün bende bu köşede güzel anılarımı yazmak istiyordum ama bana o kadar uzak geliyorduki.. Ve işte bizde buradayız ve artık benimde bir doğum anım var…

Hamilelik hazırlığı…

Evlendiğim günden beri bebek konusunu açan veya baskı yapan herkeze 2000 senesinde bebeğim olmasını istediğimi söylüyordum. Birazcıkta oyalama taktiği idi ama 2000 gelip çatınca işler değişti..
Özellikle annemin duygu sömürüsü ile karışık abartılı ısrarlarının biraz etkisiyle artık bu durumu ciddi ciddi düşünmek gerekti. Ve 2000 in ilk ayında doktora gittim. Niyetim görünür bir terslik olup olmadığını öğrenmekti.
Muayene sonucunda doktorum bir aksilik olmadığını söyledi ama 4 senedir çocuk düşünmediğimiz için niyetlendiğimizde hemen çocuk olmayacağını, kendimize 7 ayla bir sene arasında zaman tanımamız gerektiğini söyledi.
Bir ay kadar sonra bende ağrılar başladı. Tatil planlamıştık ve tatile gitmeden önce bu ağrıların sebebini öğrenmek istiyordum.
Doktor hemen olmayabilir dedi ya, ben hiç kondurmuyorum hamileliği..
Soluğu doktorumuzda aldık ve müjdeli haber. Bir bebeğimiz olacaktı.

Müjdeli bir haber bile olsa çevreye bunu söylemek nede zormuş…

Doktordan çıktığımızda Ömürle (eşim) birbirimize tuaf tuaf bakıp gülüyorduk. Açıkçası ben bu kadar çabuk olmasını beklemiyordum. Korkunç derecede şaşkındım.
Bu müjdeyi ne zaman çevremize verebileceğimizi konuştuk. Bir süre daha söylememeye karar verdik. Zaten ertesi gün tatile çıkıyorduk. Eve gitmek üzere arabaya binmiştik ve ben dayanamayarak annemi aradım. Nerede olduğumuzu sorduğunda hastaneden çıktığımızı söyledim. Tabiki endişeyle ne oldu hayırdır diye bir soru. Anneanne olacağını söyledi doktor dedim. Birkaç saniyelik bir sessizlik ve peşinden şaşkınlıkla konuşamama.
Ve ardından öğrenen babaannesi oldu.
Yakınlarımıza bir süre daha herkeze söylememelerini tembih etmiş olsakta 24 saat içinde tebrik için aramayan kalmadı.

Ve büyük serüven başladı...

Bir sonraki muayenede bebeklerin ikiz olduğunu öğrendik. Neye uğradığımızı şaşırdık desem yeridir. Kedimizi alıştırmamız hiç kolay olmadı. Tam alışmıştıkki birini kaybettik.
Bir sonraki problemimiz yüksek tansiyon oldu. Bebeğimizin yüksek tansiyondan dolayı son haftalarda gelişemeyeceğini öğrendik.
Her muayenede tuaf birşeyler olmaya başlamıştı. Bunun gibi birkaç sorunla karşılaşmış olsakta çok sevgili doktorumuz sayesinde biz bunları pek sorun olarak kafamıza takmadık ve ben çok çok rahat bir hamilelik geçirdim.

Tabi bu arada yemeğide kısmayarak tam 22 kilo aldım.
Her ne kadar doktorumuz hamilelik boyunca benim sezeryan ısrarlarıma karşı normal doğumdan bahsetmiş ve tercihini bu yönde kullanmış olsada en son haftalarda tansiyonum yüzünden kendiside sezeryana sıcak bakar olmuştu.
Ve son hafta minik kızımızın doğumun sezeryanla olmasına ve doğum tarihi olarakta 1 Kasım’a oy birliği ile karar verildi.

Ve işte beklenen gün geldi…

Sabah 5:30 gibi kalktık ve son hazırlıklarımızı yaptık. Daha doğrusu ben son hazırlıkları yapıp, evin içinde dört dönerken Ömür (eşim) elinde kamera ile peşimde dolaşıyordu. Çok tuaf bir heyecan vardı bende ve Ömürün rahatlığı da beni deli ediyordu.
7:00 de hastanedeydik.Doğuma daha iki saat kadar vardı ve ben zamanın nasıl geçeceğini düşünüyordum. Beklemek zor olacaktı. Biran evvel olsun ve bitsin istiyordum.
Odamıza yerleştik. Odaya yerleştikten sonra sürekli birileri gelmeye başladı.
Önce bir görevli geldi ve formlar doldurttu. Kızımın ismi ilk defa Duygu Danışkan olarak resmi kayıtlara yazıldı.
Bir hemşire gelip tahlilleri yaptı. Kan ve idrar tahlili. Hamilelik sırasında ve önceki dönemde geçirdiğim hastalıkları veya sorunları konuştuk.
Çok tatlı bir bayan odaya girip kendini tanıttı ve ameliyatıma girecek olan anestezist olduğunu söyledi. Muayene etti ve yine biraz muhabbet edildi.
Bir ara doktorum geldi . Bir ameliyatı olduğunu onun ardından beni alacaklarını söyledi.
Bana kıyafetlerimi getirdiler. Ameliyat esnasında giyecek olduklarımı. Pembe bir ameliyat elbisesi. Heryeri her an açılmaya müsait bir kıyafetti.
Ve bir süre böyle beklendi. Tabiki bu sırada Ömürün elinde yine kamera.
Hemşirenin biri bir ara gelip temizlik işlemlerini ve kontrollerini yaptı.

Doğum saati...

Ve 9:30a doğru bir hemşire ve bir görevli kocaman bir yatakla odama girdiler. Beni yatırdılar. Kafama bone geçirildi. Ayağımada kukuleta gibi tuaf birşeyler. Bunların ne olduğunu anlamamıştım ama anlamam çok uzun sürmedi. Ayağıma onu taktıkları andan itibaren ayaklarım terlemeye başladı. Dolayısıyla hiç üşümedim.
Odamı terk etme anı geldi çattı. Son ay boyunca olduğu gibi o anda en heyecanlı annemdi, sonra ben ve en son ömür. Ve kamerası tabi.

Ve ameliyathaneye girdik.
Çok ürkütücü biryerdi. Beni bu seferde ameliyat masasına naklettiler. Bu ağırlığımla son kez eziyet çekiyordum. Artık oldukça ağırlaşmıştım. Bir daha bu kiloya gelmek mümkün olur mu acaba ? Allah korusun.
Ve kızımla birlike son dakikalarım. Kıpır kıpır kızım o aralar sakindi. Veya bana öyle geliyordu. Ameliyat masası çok tuaftı. Kollarımı biryerlerden geçirdiler. Vücuduma birşeyler yapıştırdılar. Ve beklemeye başladılar. Bu bekleyişin sebebi anestezistin gelmemesiydi. Başka bir ameliyatta olduğu için işi uzamıştı. Ve ben bekliyordum. Klasik müzik çalıyordu ve karşımda kocaman bir saat vardı. Başımda doktorum. Saolsun yanımdan hiç ayrılmadı ama yinede orada beklemek hiçte zevkli değildi.
Birazdan minik kızımın rahatı bozulacaktı.

En son 9:37 yi gördüm saatte. Ve sonra başımdaki biri bana elimdeki kelebeği gösterip, buradan bir iğne yapıcam ve uykun gelecek dedi. Ardından igneyi yaptı ve “uykumuz geldi mi?” dedi.

Sonra hatırladığım şey “ Ebru uyan . herşey bitti. “ oldu...

Ben ameliyat esnasında uyumayı farklı bir şey olarak düşünmüştüm. Daha önce hiç narkoz almadım ama farklı olmalıydı. Ben sanki hafif bir uykudaydım. Hatta rüya bile gördüm diyorum , herkez benimle dalga geçiyor. Beni uyandıran doktorda rüyamın bir parçasıydı , beni uyandırıyordu ve ben uyanmak istemiyordum. Ama çok ilginçtirki hemen uyandım ve doktora “herşey yolunda mı?” dedim. Oda bana “kızın çok iyi, viyaklaya viyaklaya çıktı yukarı” dedi.

Mutluydum, ağrım vardı, şaşkındım ve heyecanım artık doruk noktasındaydı… yani karman çormandım.
Beni ayık olmama rağmen bir süre orada tuttular. Ağrı kesiciyi taktıktan sonra uyanma odasından çıkarttılar. Asansöre aldıklarında annem ve Ömürde yanımdaydı. Ağrım o sırada fazlaydı. Bu arada anneme ve Ömüre sürekli birşeyler soruyordum ve onlarda bana Duyguyu anlatıyorlardı. Annemin gözleri kıpkırmızıydı artık ağlamaktan ama oldukça rahatladığı anlaşılıyordu yüzünden, son zamanlardaki endişeli ifade gitmişti sanki.

Beni yine yatağıma yerleştirdiler. Ağrı kesicimi sabitlediler. Ağrım vardı ama hep uyanma odasında doktorun söylediği aklıma geliyordu ve kendimi teselli ediyordum. Ona ağrımın ne kadar süreceğini sorduğumda yirmi dakika demişti. Ve dediği oldu. Gerçekten yirmi dakika ağrıyı çok yoğun bir şekilde hissettim (dayanılmayan bir ağrı değil, fazla abartmaya gerek yok) ama sonra ara ara oldukça hafifti.

Bu arada ben yatağıma yerleştikten sonra anneme saati sordum ve saat 10:30 du. Yani ben herşeyi 50 dakika içinde yaşamıştım. Herşey bitmişti.

Odada herkez bebeğimi anlatıyordu. Nasıl yıkandığını, temizlendiğini, boyunun ölçüldüğünü. Bu arada kilosunu ve boyunu söylediklerinde çok şaşırdım. Çok küçüktü. 2865 gr ve 50 cm boyundaydı. Yinede bu tansiyona göre çok çok iyiydi. Ve Ömür en iyisini yapıp bana kameradan kızımı gösterdi. En sonunda şu kamera işe yaramıştı.

Sadece saç görüyordum. Küçük yumruk kadar bir kafa ve bi dolu saç.

Duygu Danışkan

Duygu Danışkan: 1 Kasım 2000 -
İkibinsekizyüzaltmışbeş gram, elli santimetre

Çok geçmeden pırıl pırıl olmuş kızımı getirdiler. Öyle minikti , öyle tatlıydıki anlatamam. Küçücük olmasına rağmen yanaklar tombuldu , elma gibiydi. Esasında kafasıda elma kadardı. Saç dolu bir elma. Bacakları minicik, incecik. Nasıl ellenirdide nasıl temizlenirdi bu incecik vücut. Kibrit çöpü gibi parmaklar. Ve emzirmek için kucağa alındığı anda uyuyan bir bebek.

Bebeğimi ilk gördügümde çok tuaf oldum gerçekten. Sezeryanla doğum yapanların normal doğum yapanlar kadar bu işin tadına varamadıkları düşünülür. Hatta bazıları sezeryanla doğumda seni uyutuyorlar , uyandırıyorlar sonrada kucağına bir çocuk getiriyorlar diye düşünüyorlardı. Ama bu kesinlikle böyle hafife alınacak birşey değil. Normal doğum yapanlar farklı hissedebilirler belki ama bunuda hafife almamalı. Her ne kadar bayılmış ve doğum anın yaşamamış olsanızda onu gördüğünüzde gerçekten çok kötü oluyorsunuz.

Bebeğini kucağına aldığında herşeyi unutursun diyorlar ya. Herşeyi unutamıyorsun, hiçbiri kendini unutturacak şeyler değil. Ne kilolarını, ne daha önce çektiklerini , nede o anki ağrılarını. Ama gerçekten bambaşka bir duygu. Herkezin hayatında mutlaka yaşaması gereken birşey bu. Onu kucağıma alamadım ilk başta. Hemen yanıma kolumla vücudumun arasına koydular. Kafası yanağımın hemen yanındaydı. Yanağımı emmeye çalışıyordu garibim. Sanıyorum bu güzelliğin tarifi imkansız.

Ve saat 14:00 te ayaktaydım. Yataktan kalkmak zor oldu. Biraz acı veriyordu. Ayağa kalkınca mesele yok. İlk kalkışta biraz kötü. Başın dönüyormuş. Bu nedenle hep karşıya bakmanı söylüyorlar. İlk seferlerde hemşireye tutunarak yürümek zorunda kaldım ama birkaç adımdan sonra herşey yoluna girdi.

İlk gün akşamı rahatlıkla yürüyebiliyordum. İkinci gün kendi başıma dolaşabiliyordum. Üçüncü gün eve çıktık. Oturup kalkarken dikişlerin rahatsızlık vermesi bir süre daha devam etti ama hiç yatıp uzun uzadıya dinlenmedim. Birkaç gün içinde normale döndüm.

Duygu DanışkanDoğumdan sonra herşey bitmişti dedim ya, eve gelince anladımki herşey yeni başlıyor...

Bu inanılmaz bir mutluluk .
Hamilelikten doğuma ve sonrasına.. Her dakikanın tadını çıkarmak gerektiğini düşünüyorum.
Ve günden güne büyüyen bir sevgi..
Allah isteyen herkeze bu güzel tecrübeyi yaşatsın ..

Tüm hamilelerin rahat bir doğum geçirmelerini ve bitanelerini sağlıkla kucaklarına almalarını diliyorum.

Duygu DanışkanBenden Ömür’e dair not …

Kamerasıyla bütünleşen ve ben dahil bekleyen herkezi hafiften çıldırtan çok sevgili eşim Ömür‘ün bebeği gördüğü anda göz yaşlarını tutamadığı için kamerasıyla bir süreliğine vedalaşmak zorunda kaldığı söyleniyor…


Teşekkür..
Hamileliğim, doğumum ve ilk annelik tecrübem boyunca tüm zorluklara benimle katlanan, herşeyi anlayışla karşılayan, herşeyin daha huzurlu ve rahat geçmesini sağlayan , bu dönemi hayatımın en zevkli ve en mutlu dönemi haline getiren, ve hep yanımda olan;
Sevgili Doktorum Arkun Hanlıoğlu, Canım Annem , Bitanecik Eşim Ömür, kimi zaman çevremdeki herkezden daha yakın hissettiğim çok sevgili Anneler Grubu Ailesi ve Dr. Kagan Beye çok çok teşekkürler..


İÇİMİZDEN BİRİ ARŞİVİNE GEÇMEK İÇİN TIKLAYIN



© 2002 [ 9 AY 10 GÜN-Kitap: ISBN 975-6797-20-7 ]
© 2003 [28 Gün / Kadın Olmak- Kitap: ISBN 975-6797-46-0 ]
© 1999-2050 - Her hakkı Dr. Kağan Kocatepe'ye aittir.
Op. Dr. Kağan Kocatepe
>>Nispetiye Caddesi No:34
Levent / İstanbul>>