İÇİMİZDEN BİRİ: CANAN ŞENOL  | “Bugün senin varlığını öğrendiğimden beri sadece 4 gün geçti. Nihayet İçimdesin!.. 64 adet hücreden oluşsan da benim bebeğimsin….” Bu cümleler kızım için yazdığım günlüğün ilk sayfasından yaptığım bir alıntı. Şimdi bakıyorum da ne kadar uzun zaman geçmiş. Kızım o zaman 64 adet hücreden ibaretmiş... Oysa şimdi 6 haftalık minik kızım yatağında mışıl mışıl uyuyor.. | Bir Kızım Oldu Hayatım Değişti! Aslında çocuk sahibi olmayı hiç düşünmemiştim son iki yıla kadar… Benim için çok uzak bir düşünceydi bir çocuğun sorumluluğunu almak… Sonraları ne olduysa oldu, yaştandır mı bilinmez sokaktaki hamile kadınlara imrenir oldum… Hamile olmak, bir canlıya hayat vermek, onu içimde taşımak, kıpırtıları hissetmek fikri, bende bir tutku haline gelmeye başladı… Ama yine de çocuk fikrinden çok hamilelik cezbediciydi benim için. Çocuk ağlardı çünkü, uykusuz gecelerin, sorumluluğun habercisiydi… Yapacak çok şeyim vardı ve bunlar arasında çocuk yoktu… Bir süre sonra herşey anlamını, önceliğini yitirmeye başladı gözümde… Ne olursa olsun bir bebek sahibi olmalı, o müthiş duyguyu ben de tatmalıydım. Bu belki de içgüdüsel birşey.. Üreme içgüdüsü diyorum ben buna. Zamanı gelince engellemesi pek mümkün olmayan birşey. Neyse karar verdikten sonra sabırsız bir şekilde beklemeye başladık çabalarımızın sonuçlarını. İlk ay hüsrandı bizim için. İkinci ay yorgunluk, üçüncü ay endişe, dördüncü ay yetersizlik duygusu, beşinci ay ise mutluluk ve gururdu. Beş ay boyunca bu anı beklememize rağmen aldığımız sonuç, bizi şaşkınlığa uğratmıştı. Demek ki ben hamileydim, demek anne olacaktım… Başta herşey soyut bir düşünce olarak beliriyor insanın beyninde. Alışılamamış ama akla geldikçe sürekli gülümseten bir düşünce. Daha ilk öğrendiğim günden itibaren yüzüstü yatamadım. Ona zarar vereceğim endişesi her hareketimi yavaşlatmıştı. Zaman zaman ya hamile değilsem, ya düşürürsem gibi düşüncelere kapılıyordum. Ilk üç ay boyunca sürekli uyudum… Bol bol mide bulantısı çektim… Herkesin hamile olduğumu bilmesini istiyordum… Etrafimdaki herkesle konustuğum tek şey buydu ve yavaş yavaş çevremdeki insanların bu konuşmalardan sıkılmaya başladığını farkettim. Kendimi alamıyordum ve kesinlikle başka birşey düşünemiyordum. Şimdi hangi organları oluştu, ne zaman kıpırdayacak, bebeğim iyi mi gibi düsünceler… 28/10/99 …Sana yazmaya başlayınca rahatladım. Oysa son iki gündür ilk heyecanım geçeli beri çok gergindim. Düşme ihtimalin beni çok korkutuyor. Seni çok istiyorum. Bu zamana kadar hamile olma fikri beni heyecanlandırıyordu… İçimde bir canlının varolduğunu hissetmek, can vermek mucize gibi geliyordu. Oysa bu süre benim canımı sıkıyor. Biran önce büyüyüp kucağıma almak istiyorum seni. Hangi tarafın senin adına güvenli olduğuna da emin değilim. Pişman değilim ama. Belki doğduktan çok sonra, dünyaya beni getirirken bana sormadınız diyebilirsin. Oysa senin için yapabileceğim en iyi şeyi yaptığıma inanıyorum. Bunu söylemek çok zor ama, ne kadar yaşarsan yaşa, nasıl yaşarsan yaşa o tek sperm ve yumurta olarak yaşamaktan daha iyidir… Sanırım 12. haftada kasıklarımda ufak kıpırtılar hissetmeye başladım.. Belki size komik gelecek ama içimde sürekli kayan birşey vardı ve bu bana heyecan veriyordu. Eli sürekli karnında dolaşan bir kadını düşünün. Gerçekten çok komik. Doktoruma hissettiklerimden bahsettiğimde bağırsak hareketleridir dedi. Tam olarak bilemiyorum tabii ama o hareketler gittikçe fazlalaştı ve ben ne zaman asıl büyük tekmeyi yediğimi bile bilemiyorum. O kadar alışmıştım ki hareketlere gittikçe netleşmesi beni şaşırtmadı açıkçası. 16/11/99 …Ve sen kapalı ve dar alandaki en mutlu kişisin şu anda. Benim karnımda. Sıcak bir sıvının içinde bedenini geliştirmeye, hızla büyümeye çalışıyorsun. Doğanın en büyük, en güzel şeylerinden olan doğma telaşı içindesin… 3. ay sonunda yeniden doğmuş gibiydim. Uyur gezer biri değildim artık. Enerji doluydum, bebeğim daha somutlaşmıştı kafamda ve en önemlisi mide bulantılarım geçmişti. Artık zevkle bebeğime alışveriş yapmaya başladım. Ona minik tulumlar, çoraplar aldım, mobilyalarını seçtim. Onu düşürme fikri gittikçe azaldı.. Bu sefer korkutan şey ya sakat doğarsa fikriydi. Hergün okşamaya başladım onu, bol bol konuştum kızımla. Kızımla diyorum çünkü cinsiyeti belli oldu. Aslına bakarsanız ta başından beri kızım olacağını biliyordum. Nedense kendimi bir anne olarak hayal ettiğimde hep bir kızın annesi olarak hayal etmişimdir. Bir kızımın olacağını doktorum söylediği zaman itiraf etmeliyim ki çok sevindim. Sanırım 5 ya da 6. ayımızda tam kendimi yalnız hissetmeye başlamışken gebelik.org u keşfettim ve bu benim için inanılmaz bir terapi oldu. Aynı duyguları paylaştığım yepyeni dostlarla tanışmak bütün yalnızlığımı aldı götürdü. Hala vazgeçemediğim bir tür bağımlılık oldu benim için. Çevremdeki arkadaşlar da benden kurtulmus oldular böylece… 07/03/00 …Geçenlerde bir rüya gördüm. Ölmüştün içimde Öyle korktum ki ağlayarak uyandım. Kıpırdamıyordun o an. Sana içimden seslendim. Eger yaşıyorsan kıpırda. Sen öyle bir tekme attın ki beni duyduğuna gerçekten inandım. Bir rüya daha gördüm. Doğmuşsun ama ben seni hiç görmemişim. Bebeğim nerde diye etrafımdakilere soruyorum. Ağustosun 2 sinde gelecek diyorlar. Bugün ayın kaçı diyorum 12 Temmuz diyorlar, olamaz tam 12 gün geçmiş ve ben farkında değilim diyorum. Onu bana getirin diye ağlıyorum. Öyle bir acıyla uyandım ki tarif etmesi imkansız…. 19/04/00 Birtanem, minik kuzum, Meleğim şimdi 30 haftalıksın. Kocaman oldun. Seni hayal edebiliyorum. Minicik ellerini, ayaklarını, oynarken ki vücut hareketlerini, herşeyini. İkimizin arasında harika bir bağ var. Yazıkki sen bunları hatırlayamayacaksın. Karnımı okşayıp seninle konuşurken, ilginç bir hormon yayıyorsun, ben ona mutluluk hormonu diyorum. Parmak uçlarıma kadar yayılıyor bu tatlı ürperme. Ve konuşmayı, okşamayı kestiğim anda hemen yok oluyor. Şimdi biraz yorgunum, tansiyonum çok yüksek. Umarım problemsiz doğarsın. Daha 2,5 ay var. Nasıl geçecek? Bir anda şunu farkettim. Hamileliğime o kadar konsantre olmuştum ki neredeyse bebek bakımı hakkında hiçbirsey bilmiyordum. Bu konuda okuduklarım o kadar sınırlıydı ki anlatamam. Neyseki kalabalık bir aileden geliyordum ve benden sonraki 3 kardeşimin bakımında ben de yardımcı olmuştum anneme… Ben bunları düşünürken son ay geldi çattı, elimden geldiğince hız kattım okuduklarıma. Zaman birtürlü geçmedi. Doğum günü yaklaştıkça uzaklaşmaya başlamıştı. Ben günleri tükettikçe sanki yeni günler ekleniyordu. En kötüsü hangi gün doğuracağını bilememek galiba. 20/05/00 Kızım, canım benim, Çok az kaldı. 35 haftalıksın şimdi. Karnımda hopur hopur oynuyorsun… Bir o tarafa bir bu tarafa. Koccaman oldun. Elini, ayağını içimde hissedebiliyorum. Orada mutlu musun? Acı çekiyor musun? Çok endişeliyim, çok heyecanlıyım. Göbek deliğim neredeyse kalmadı. Ütülenmiş gibi … Seni okşuyorum şimdi… Hissedebiliyorsun di mi? 24/05/00 Miniciğim, İyi ki varsın, iyi ki içimdesin. Hayatıma anlam kattın. Seni seviyorum. Seni çok seviyorum ve hep seveceğim. Artık sensiz bir yaşam düşünemiyorum. Heyecanla bekliyorum seni. Seni emzirmek istiyorum… Sabahlara kadar başında beklemek… Ardından koşmak, hiç yalnız bırakmamak. Dişlerin çıkmaya başladığında, yürüdüğünde, konuştuğunda, oyunlar oynayıp, hayal kurduğunda, birisine aşık olduğunda, terk edildiğinde, yalnız kaldığında, hep, herzaman, her yerde, yüreğinde, yanında olmak istiyorum… 18/06/00 Minik kuşum, 39 haftalık oldun, hadi çık artık. Karnım kocaman, sen kocamansın. Artık senin özlemine dayanamıyorum. Hamilelik çok zorlaşti. Yatmak kalkmak benim için bir eziyet. Ama o hareketlerin yok mu herseyi unutturuyor bana. Nasıl oraları ? İyice sıkıştın oralarda biliyorum. Umarım sıkmıyordur orası seni. Rahat ve huzurlusundur. İkimiz için de yepyeni bir hayat başlıyor. Çok heyecanlıyım. İyi bir anne olmak istiyorum. Sen kocaman bir yetişkin olduğunda, gönül rahatlığıyla, iyi bir anne olduğumu söyleyebilecek misin acaba? Ya da ben? Bunları şimdi ikimizde bilmiyoruz. Umarım harika bir bebeklik geçirirsin. Gençliğin ve yetişkinliğin sana mutluluk verir. Beni düşünürken hüzün yerine mutluluk duyabilirsin. Sen benim biricik, minicik kızımsın. Ne zor işmiş bu annelik… Çok korkutuyor beni. Hele seni kaybetme korkusu…. 30/06/00 Minik, tatlı kuşum, Şimdi yataktan yazıyorum sana. 40 haftayı dolu dolu bitirdin. Vee hiç mi hiç doğmaya niyetin yok! Bende beklemekten çok sıkıldım. Doktor iri bir bebek olacağını söylüyor. Çıkman çok zor olurmuş normal koşullarda. Ben de sana zarar gelmesin diye sezaryen ile doğumu tercih ettim. Bugün fiziksel olarak beraberliğimizin son günü. Ayrılıyoruz. Artık kıpırtılarını, tekmelerini hissedemeyeceğim. Artık karnımı okşadığımda seni sevdiğimi hissedemeyeceğim. Çok daha farklı bir beraberlik yaşayacağız seninle. Karanlık, sıcak ve yumuşak bir beraberlikten, gerçeklerin olduğu bir dünyaya geliyorsun. Herzaman yanında olacağım. Çok heyecanlıyım nasıl bir bebeksin? Kime benziyorsun? Kafamda bir türlü somutlaştıramıyordum seni. Yarin plasentamdan kopup memelerime yapışacaksin beslenebilmek için.Bana çok bağımlıymışsın gibi gözüksende bedenimde yaşadığın kadar bağımlı değilsin. Üzülüyor muyum ne? Içimde seni hissetmek öyle harika bir duygu ki ister istemez insan üzülüyor. Tek tesellisi daha mükemmel olan yepyeni harika bir birliktelikle devam etmesi… Nihayet 1 temmuz günü geldi çattı. Bebeğim iri bir bebek olduğu için sezaryenle doğum yapmama karar verdi doktorum. Ameliyat giysilerini giydim, sedyeye yattım ameliyathaneye götürdüler beni .Uyudum…. Uyandım…. Bebeğimi kucağıma getirdikleri anı anlatmam imkansız. Kelimeler yetersiz kalıyor. Tek söyleyebileceğim görürgörmez hıçkırıklarıma engel olamadığım… Her kadının mutlaka bu anı yaşaması gerektiğine inanıyorum.   NİSA; Dörtbinikiyüz gram / Elliiki santimetre; 1 TEMMUZ 2000 st. 11.50 21/07/00 Merhaba benim minik kuşum, 3 hafta aradan sonra senden firsat bulup, nihayet sana yazabiliyorum. Sen harikasın. Bu mükemmel bir duygu. Benim için artık vazgeçilmezsin. Öyle tatlısın ki. Seni çok seviyorum. Nisam benim. Güzel kuşum. Çok uslusun. Ilk günler meme vermekte bayağı zorlandım. Memelerimde çatlaklar oluştu. İnsanın ağrı çekerken eğlenebileceği tek şey bu olmalı. Şimdi biraz mırıldanarak ağlıyorsun bebeğim. Gremlinim benim. Sevimli canavarım. Meme emerken öyle bir saldırıyorsun ki . Bana gülümsemeye bile başladın birtanem. Öyle yorgun ve uykusuz oluyorum ki , uyanık kaldigim zamanlarda keşke diyorum daha fazla uyanık kalıp seni seyredebilsem…… Bu kadar sene hayatımı anlamlı kılmak için yaptığım hiçbirşey, bu kadar anlam katmamıştı benim ve eşimle olan bizim yaşantımıza. Şimdi herşey bizim için daha güzel , daha anlamlı … Daha umutla bakıyorum yaşama. Hiçbir zaman düzelmeyecegini düşündüğüm , çoğu zaman umutsuzlukla baktığım bu dünya, bana artık daha anlamlı geliyor. 
 Tüm mutluluklar sizinle olsun...
Canan Şenol Anneler Kulübü'nün en eski üyelerinden ve bir sanatçı. Sanatta kısıtlama olmadığına inanan ve yaşama ait olan herşeyin sanatın konusu olabileceğini gösteren Canan, gebelik döneminde de çalışmalarına devam etti. Canan'ın yapıtlarını yakından tanımak için tıklayın |