| İÇİMİZDEN BİRİ: BURCU KÜNTECİ (II. BÖLÜM) Burcu Künteci'nin daha önceki yazısı için tıklayın... İçimizden Biri 11/11//2001 
Merhaba ben Burcu Künteci. 20 temmuz 1980 Lüleburgaz doğumluyum.İstanbul Üniversitesi klasik arkeoloji bölümü 4. sınıf öğrencisiyim.Çanakkale’de oturuyorum. Eşim Fehmi 10 mart 1971 İstanbul doğumlu. Türk Telekomda çalışıyor. Eşimle, eylül 1999’da internet aracılığıyla chat yaparken tanıştık. 7 eylül 2000 tarihinde tanışmamızın birinci yılında evlendik. Ekim ayında ben adetimin gecikmesiyle hamile olduğumu anladım. Evde yaptığım test pozitif çıkmıştı. Ertesi gün hastanede yaptırdığım test ise negatif çıktı. Adetim gecikeli altı gün olmuştu hemşire “bir hafta daha olmazsa tekrar gel” diyerek beni eve yolladı. Eve gelince deliler gibi ağladım kocişin kollarında ve hamile değilmişim gibi sigara içmeye devam ettim. On beş yirmi gün sonra tekrar test yaptırdığımda pozitif çıktı. Ben ise heyecanımı kaybetmiştim. Hatta test sonucuna bakan doktor çocuğu istemediğimi zannetti. İsteyerek sahip olduğum bir çocuktu ama ben hastane testine güvendiğimden hamile olmadığıma karar vermiştim. Dokuz ayım çok rahat geçti. İlk üç ay uykum biraz fazlalaştı ben de bol bol uyudum. Karnım acıktığında biraz midem bulanıyordu kendimi zorlayıp ağzıma ilk lokmayı attığım gibi de geçiyordu. 
| Dokuz ay boyunca evimin bütün işlerini kendim yaptım. Tavuk dışında hiçbir şeyden tiksinmedim. İlk üç ayım kışa denk gelmişti ve ben aşererek bütün yaz meyvelerini sırasıyla istedim. Oğluş yazın doğacağı için meyvelerin tadına önceden bakmak istiyormuş demek ki :O)). Arada sırada eşimden otlandığım tek nefes ve çok stresli zamanlarımda içtiğim tek tük sigaralar şeklinde nikotinle bağlantımı sürdürdüm. Canım ne isterse yedim. Özellikle çikolata ve kakaolu her şeyi fazlasıyla tükettim. Son üç ay her gün dondurma yedim. Hiçbir şeyden sakınmadım kendimi. 25 kiloya yakın aldım. Karnım aşırı bir şekilde büyüdü son iki ayda. Herkes ikiz doğuracağıma inanmaya başlamıştı. O kocaman karnımla ben evin içinde koşturur, dışarıdaki işleri halleder, bilgisayarın başında otururken sandalyede bağdaş kurar kendimi hiç hamile gibi hissetmezdim. |
Yedinci ayıma kadar kocişle motorun tepesindeydim. Hamileliğim çok rahat geçtiği için hamile olmak çok hoşuma gitmişti. Dört aylık hamileyken kayınpederim hastaneye yattı. O daha hastaneyken babam bir trafik kazası geçirdi, ben dört buçuk aylık hamileydim. Babamın bacağı ve elinin baş parmağı kırılmıştı, ameliyat olması gerekiyordu. Çok zor günlerdi eşim ve anneler kulübü bana çok destek oldu. Beş aylık hamileyken annemin göğsünde bir kist olduğunu öğrendik. Annem de bir operasyon geçirdi. Yedi aylık hamileyken eşim motorsikletle kaza yaptı ve bacağı kırıldı. Ambulansla apar topar İstanbul’a geldik. O hastaneye yattı ben annemlerde kaldım. Onun yanında olamamak beni en çok üzen şeydi. Bacağından ameliyat oldu eşim, o bacağı zaten platinli olduğundan ve daha önce de kırıldığından kırık hala kaynamadı ve eşimin ayağı dört aydır alçıda. Bütün bu üzüntülerin bebeğimi kötü etkilemesinden, erken olabilecek bir doğumdan çok korktum ama çok şükür bebiş sağlıkla doğdu. Normal doğum istiyordum ve doktorum her şeyin normal doğum için uygun olduğunu söylüyordu. 36.haftamdan beri sık sık kasılıyordum ama kasılmalarım çok düzensizdi. 27 haziran muhtemel doğum tarihiydi ama haziran geçti temmuz geldi bebişten ses seda çıkmadı. 41. haftanın son gününde( 10 temmuz 2001) doktora gittiğimde doktor bebeğin gününün geçtiğini, iri bir bebek olduğunu ve sezaryen olursa bebeği tehlikeye atmamış olacağımızı söyledi. Saat üç buçukta hastanede buluşmak üzere doktorla sözleşerek eve geldik. Doktora annemle gitmiştim, evde babamla eşim Fehmi kağıt oynuyordu. Biz kapıdan girdik annem sezaryen olacağını hastaneye gitmemiz gerektiğini anlatmaya başladı ve işin ilginci babamla Fehmi kağıt oynamaya devam ediyorlardı. Çok heyecanlıydım birazcık korkuyordum ama belli etmemeye uğraşıyordum. Hastaneye gittik odaya yerleştik. Beni ameliyat için hazırladılar. 
| Fehmi’yle vedalaştık. Annem benimle ameliyathane kapısına kadar geldi. İçeride hazırlıklar son hızıyla devam ediyordu. Biraz muhabbet ettik doktorlarla. “İyi uykular” dediler. “Size güveniyorum” dedim , ameliyathaneyle ilgili en son hatırladıklarım bunlar kendime geldiğimde odamdaydım. Atahan yanımda bir kuvözde yatıyordu. |
Benim çok ağrım vardı , onun iyi olduğunu gördüm bana yetti daha fazla ilgilenemedim oğlumla. Ağrı kesiciler işe yaradı. İlk gecemi hayal mayal hatırlıyorum gelenler gidenler arayanlar oldu. Hem ağrım vardı hem narkozun etkisindeydim. Çok susamıştım ama sabaha kadar su içmem yasaktı. Üç gün boyunca katı yiyecek vermediler serum ve sıvılar besledi beni. Salı günü yatmıştım hastaneye doktorun izniyle perşembe günü eve geldik. Eve gelişim çok güzeldi bir kahraman gibi girdim içeriye. Kocişle kucaklaştık sanki çok uzun bir yolculuktan dönüyormuş gibi. Hastanede bir gece boyunca sabaha kadar gaz sancım oldu , sezaryenin en kötü yanı buydu. Öksürüp güldükçe dikişlerin acıması da hoş değildi. İlk ağrılarım geçtikten sonra her şeyi unuttum . Beşinci gün ben rahatlıkla ayağa kalkıp evin içinde dolaşabiliyordum. Oturabilmeye başladıktan sonra da oğluşun tüm bakımını üstüme aldım. 
| Atahan 10 temmuz 2001 Salı günü, Çanakkale özel hastanesinde, saat dörtte, 4.200 gr ve 52 cm olarak doğdu. Yaşama hoş geldin Atahan seni çok seviyoruz.... |

| Oğlumuz Atahana sahip olmak çok harika bir duygu. Tüm herkesin en kısa zamanda bu duyguyu tatmasını temenni ediyorum. Eşim Fehmi’ye dokuz ay boyunca her türlü nazıma kaprisime katlandığı ve bana fazlasıyla iyi bakıp her ağladığımda bana omzunu sunduğu için teşekkür ediyorum. Annemi şimdi çok daha iyi anlıyorum ve artık onu daha fazla özlüyorum. Hastanede ağrım oldukça benimle birlikte ağladığın için teşekkürler anne... |
İÇİMİZDEN BİRİ ARŞİVİNE GEÇMEK İÇİN TIKLAYIN |