| İÇİMİZDEN BİRİ: BAHAR HAMARAT Bahar'ın öyküsünün iki ilginç yönü var: birincisi nadiren yaşanan ve bizleri de sevindiren bir durum. "Bebeğin olmayıp olmayıp" tam tetkiklere başlanacağı zaman gebelik oluşması. Bahar da aynı mutluluk verici olayı yaşamış bir anne. İkinci ilginç yön, doğum eyleminin gidişatının hiçbir zaman kestirilememesi. Baş gelişi bebek, yan dönüyor, serviks açıklığı geriye gidiyor... Bu tür durumlar daha önceden doğum yapmış anne adaylarında nadir de olsa yaşadığımız durumlar. Bahar'a bu güzel öyküsü için teşekkürler. Dr. Kağan Kocatepe 22/4/2001[KK] 
"SIKINTILI BİR BEKLEYİŞ VE MUTLU SON"  | Bahar Hamarat 1970 yılında İstanbul'da doğdu. 1988'de İzmir Bornova Anadolu lisesi'ni, 1994 Mart'ında Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı bölümünü bitirdi. İkinci bebeğine kadar da bir yazılım firmasında çalıştı. Şimdi çocuk bakmak gibi zor ve keyifli bir uğraşla meşgul. İki güzel oğlu var, bakarsınız üçüncüsü kız olur? |
Evlendiğimizde her ikimiz de 28 yaşını doldurmuş, mesleğinde belirli yerlere gelmiş kişilerdik ve bir kaç aydan sonra korunmamaya karar verdik. Bebeğimiz olsun istiyorduk nasıl olsa, ne zaman gelirse gelsin. Ancak aradan geçen zaman bu 'ne zaman gelirse gelsin' sözünü 'artık gelsin'e çevirdi. Yine de ondan bir ses yoktu. Geciken her adetten sonra umutlu beklemeler hatta yapılan testler hep olumsuz sonuçlanıyordu. Evliliğimizin 2. yılı da tamamlanmaya yaklaşıyordu. Artık bir uzmana danışmalıydık. Benim 8 yaşını dolduracak bir oğlum vardı. Bende bir problem olmamalıydı. Eşim için doktorlara danıştık. Ürologlar imkansız değil ama olasılığı düşük dediler. Tüp bebek merkezine başvurduk ondan sonra. Burada eşimin problem yaratacak bir durumu olmadığını söylediler ve standart olarak beni kontrollerden geçirdiler. Muayene, rahim filmi, ultrason... Sonunda rahim filmi sonucuna göre iki kanalın da tıkalı olduğu laporoskopi ile tanı konacağı, belki de tedavi olabileceği, en kötü olasılıkla tüp bebek yapılabileceğini söylediler. Psikolojik ve maddi hazırlanmalar nedeniyle iki ay kadar sonraya bunu yapmak istedim. Bir ay sonra adet görünce doktorla randevulaşacak ona göre devam edecektik. Ancak o bir sonraki adet gecikti, gecikti. Bayram geliyordu. Gereksiz yere test almak istemiyordum, nasılsa negatif çıkıyordu ama içimden bir ses 'belki bir bayram müjdesi olur büyüklere' diyordu. Arife günü Izmir'e gitmiştik. Annem dışarıda olduğundan kapıda kaldık. Bu fırsatı eşimi de kandırıp eczaneye gitmek için kullandım. Bir iki saat sonra ise onu yanıma çağırıp test sonucunu ve nasıl okunacağını gösterdim. Kendi anlasın istedim. Sonuçta birbirimize sarmaş dolaş olmuştuk. O gün annemlere, iki gün sonra da Çorlu'ya yanına gidince kayınvalideme söyledik. Çorlu yolunda çok kötü bir yerden geçmek zorunda kalmıştık yarım saat çok sarsıntılı, böbrek taşı döktürecek gibi bir yolda gitmiştik. Çorlu'da kanama başladı ve ben o zaman yaşadığım korkuyu anlatacak kelime bulamıyorum. İstanbul'a gelir gelmez doktoruma koştum. İşte oradaydı 6 mm kadardı ve yaşıyordu. Bir süre her kontrolde yaşayıp yaşamadığını merak ettim. Kız istiyorduk, ismi bile hazırdı ama bize erkek olacağını her fırsatta iyice gösterdi. Ağabeyi Dorukhan erkek kardeş istiyordu bu nedenle isim bulma görevi de ona verilmişti. O da hepimizin çok beğendiği biri isim buldu: Göktürk. Göktürk de ağabeyi gibi normal doğumla dünyaya gelecekti. SAT'a göre doğum Kasım'ın 10'u gibi görünüyordu. Zaman ilerledikçe Kasım'ın başı gibi doğumu beklemeye başladık. Kayınvalidem yanımıza geldi, 10 gün sonra annem ve oğlum da koşullarını zorlayarak geldiler ama arasıra duyduğum kasılmalardan başka bir gelişme olmuyordu. Doktora kontrole gitmekten bile bıkmaya başlamıştım hep aynı şeyi söyler olmuştu: 2-3 gün sonra gel. Annemler 3 gün kalacaktı. 11 Kasım Cumartesi günü yine kontrole gittik. Bu kez doktor heyecanlanmıştı. 5 cm açılma olmuş, başına değebiliyorum, sancı gelir gelmez hastaneye koş, dikkat et arabada falan doğurabilirsin demişti. Annemler biletlerini bir gün ertelediler. Pazar gecesi sancılar oldu yine ama çok aralıklı ve hafif idi. Tecrübeliyim ya biliyorum daha önce sancıların ne kadar yandım anam dedirtici olduğunu... Bu kez öyle değildi daha. Sadece baskı vardı çok yoğun. Gece yarısından bir iki saat sonra o da kayboldu, uyuyabildim. Sabah yine de doktorumu bir arayayım dedim ve azarı işittim: 'Ben sana hemen hastaneye git dememiş miydim? Hadi hemen hastanede buluşuyoruz.' dedi. 13 Kasım Pazartesi saat 12:00'yi gösterirken hastanedeydik, eşim ve annemle. Yapılan muayene doktorumu çok şaşırtmıştı. Açılma 2 cm'e gerilemişti. Bebeğe dokunamıyordu bile. Serum bağlandı beklemeye başladık. NST'ye bağlandık. Onun kalp atışlarını duymak öyle güzeldi ki...Akşam olurken durumda değişiklik olmadığından serumu kestiler. Sabahı bekleyeceğiz dediler. Bütün bunlar olurken eşimin ve annemin suratlarından düşen bin parça idi, ağızlarını bıçak açmıyordu. Onları gören ölüm döşeğinde birinin başında olduklarını sanırdı. Bu arada benim de psikolojik olarak iyi olduğumu kimse söyleyemezdi. Artık bitmeliydi tüm bunlar. Doktor ne derse desin eğer doğum olamıyorsa artık sezeryan istiyordum. Bu hastaneden bebeğimle çıkmak istiyordum. Annemler bileti ertesi akşama ertelediler... Sabah muayenede durum daha da tuhaflaşmıştı. Bebek de artık beni kesip alın dercesine yan dönmüştü. Tek seçenek vardı artık sezeryan. Apar topar hazırlayıp beni içeri aldılar. Bu arada eşim annesini bizim evden almaya gitmişti. Ameliyata onu göremeden girmiştim, hiç hoşuma gitmemişti. | Göktürk 14 Kasım 2000'de 50 cm ve 3620 gr olarak saat 12:55'te doğmuştu. Ayıldığımda ilk sorduğum oğlumun sağlığı olmuştu. İlk gördüğüm ise eşimin mutlu yüzüydü. Herşey artık çok daha güzeldi. | 
|
Yarım saat içinde bebeğimi de getirdiler. Benim uslu çocuğum hemen emmeye de başladı. Herşey iyi gidiyordu ve en güzeli etrafımdaki herkesin yüzü de gülüyordu, gözleri de... Annemler de sonunda oğlumu görüp İzmir'e öyle döndüler. Bir sonra ki sefer nasıl olacak şimdi heyecanla bunu bekliyorum. Bu arada aradan bu kadar zaman geçince çocuk bakımını yeniden öğrenmem gerekti. Çocuğuna kardeş düşünenlere hatırlatmak isterim. :) :) :)
İÇİMİZDEN BİRİ ARŞİVİNE GEÇMEK İÇİN TIKLAYIN |