| Lohusalık dönemi bebeğin doğması ve plasentanın çıkmasını takibeden 6 haftalık dönemdir. Anne adaylığından anneliğe geçişin tamamlanması ve gebelikte ortaya çıkan değişikliklerin geri dönmesi bu 6 haftalık dönemde olur. Gebelikten ortaya çıkan fizyolojik değişiklikler (vücutta su tutulması, yağ depolanması gibi) lohusalıkta tamamen geri dönerler. Doğum kanalı ve cilt değişikliklerinin önemli bir kısmı ise kalıcıdır. Serviks (rahimağzı): Serviks doğum esnasında 10 santimetre açılır. Bu açılma serviksin yapısında bulunan çok özel ve esnek lifler sayesinde olur. Bebek doğduktan sonra bu lifler serviksin mümkün olduğunca orijinal şekillerine geri dönmelerini sağlamaya çalışırlar. Ancak bu geriye dönüş ne kadar etkili olursa olsun servikste doğum sonrası kalıcı bir görüntü oluşur: Daha önce hiç doğum yapmamış olanlarda adeta bir nokta gibi gözüken serviks doğum yapmış olan kadınlarda doğum sayısı arttıkça yatay genişliği artan bir çizgi şeklinde görülür. Sezaryanla doğum yapmışlarda, eğer sezaryan doğumun erken evrelerinde ya da doğum eylemi başlamadan önce yapılmışsa serviks nokta şeklindeki görünümünü koruyabilir. Vajina girişi ve vajina:  | Epizyotomi doğru zamanda usulüne uygun olarak açılmışsa ve perineyi (perine vajina ile anüs arasındaki bölgedir) yırtılmadan koruyucu manevralar iyi bir şekilde uygulanmışsa, epizyotomi tamiri sonrası vajina girişindeki değişiklikler minimal olur, ancak asla doğum öncesindeki şekline geri dönemez. |
Vajina ise esnek liflerden oluşan bir yapı olduğundan zor doğumlarda yırtılma gibi normaldışı bir durum oluşmadığı sürece çok etkin bir şekilde orijinal haline geri döner. Yapılan doğum sayısı arttıkça vajina ön duvarındaki gevşeme mesanenin vajina ön duvarına doğru sarkmasına (sistosel) vajina arka duvarındaki gevşeme ise kalınbarsak son kısmının vajina arka duvarına doğru sarkmasına (rektosel) neden olabilir. Hafif derecedeki bir "sarkma" hiçbir problem yaratmazken, ileri derece "sarkmalar" idrar kaçırma şikayetine ve/veya kabızlığa neden olabilir. Böyle durumlarda vajinaya estetik bazı ameliyatlar uygulanması gerekebilir. Sistosel için "ön plastik", rektosel için ise "arka plastik" adı verilen operasyon uygulanır. Uterus:  | Gebeliğin son dönemlerinde normal hacminin yaklaşık 20-30 katına ulaşan uterus lohusalıkla beraber yavaş yavaş ufalarak eski orijinal büyüklüğüne döner. İnvolusyon ("gerileme") adı verilen bu süreç sonunda her doğumdan sonra mutlaka uterus önceki büyüklüğünden biraz daha büyük olarak kalır. |
Uterus doğumdan hemen sonra hemen göbek üzeri seviyededir. Kasılmaya bağlı olarak oldukça sert kıvamda olan bu yapı karnın alt kısmına dokunmakla kolaylıkla hissedilir. Uterus involusyona plasentanın çıkmasıyla başlar ve her geçen gün ufalarak lohusalığın birinci haftasının sonunda doğum sonrası büyüklüğünün yarısına kadar ufalır. Uterus içinde plasentanın yerleştiği yer de kasılmalarla giderek ufalır ve küçük bir nedbe bırakarak iyileşir. Hemen doğum sonrasında uterustan kan renginde bir akıntı gelir. Bu akıntının miktarı giderek azalır ve rengi de gün geçtikçe açılır. Uterusun involusyonu ("toparlanması") kasılmalarla olur. Bu kasılmalar karın ve bel bölgesinde kramp tarzında ağrıların hissedilmesine neden olabilir. Özellikle çok doğum yapmış olan kadınlarda bu kramp tarzı ağrılar daha sık görülür. Emzirme oksitosin hormon salgısını artıran bir durum olduğundan, oksitosinin etkisiyle kasılmaları artan uterusta bu kasılmalar emzirme esnasında daha net hissedilir. Cilt: Gebelikte karın ve meme cildinde oluşan çatlaklar gümüş rengi alırlar ve kalıcıdırlar. Yüzde meydana gelen lekelenmeler genellikle doğum sonrası kaybolur. Ancak cildin derin tabakalarında oluşan lekeler kalıcı olabilirler. Bu lekeleri gidermek için çeşitli tedavi yöntemleri mevcuttur. Gebelikte cilt değişiklikleri |