![]() | ![]() | ![]() | |
Annesayfa 5/7/2001 [TGK] Herkese Merhaba , Bu haftadan itibaren beğeneceğinizi umduğum bir dizi ile sizlerle olacağım. İlk yazımda , çocukluk hakkında tarihsel bir bakış açısı yanında, gelişim psikolojisinin ayrı bir disiplin olarak yeni yeni ortaya çıkmasına ilişkin tartışmaya yer vereceğiz. Film ya da oyun başladıktan sonra sinemaya ya da tiyatroya gittiğiniz oldu mu? Eğer olduysa ne olup bittiğini anlamanın ne kadar zor olduğunu bilirsiniz. Bebekleri ve çocukları izlerken de aynı şey geçerlidir. Her iki durumda da zamanda bir adım geri gidip başlangıçta ne olduğunu düşünme ihtiyacı duyarsınız. İkinci Bölüm'de yaşamın nasıl başladığına, genetik mirasın olumlu ve olumsuz izlerine değineceğiz. Herkes yaklaşık dokuz ayını bu ortamda geçirdiği halde embriyonun ve fetusun rahimiçi dünyasını düşlemek kolay değildir. Üçüncü Bölüm'de ilk çevrenin ve doğum öncesi gelişimde annenin özellikleri, beslenme, hastalık, ilaç kullanımı gibi etkenler araştırılıyor. Bu araştırmanın sonuçlarına bakacağız. Son olarak, çocuk doğmakta ve dünyaya katılmaktadır. Dördüncü Bölüm, doğum sürecine, doğal doğum karşısındaki bugünkü eğilimlere, özürlü bir çocuğun doğumunu içeren bazı olası komplikasyonlara yer vereceğiz. BİRİNCİ BÖLÜM:
ORTAÇAĞDA ÇOCUKLUK GÖRÜŞÜ Ortaçağda, yaklaşık olarak beşinci ve on üçüncü yüzyıllar arasında, insanlar çocukluğu yaşamın farklı bir dönemi olarak görmüyor ya da altı ve on sekiz yaş arasındaki yılları belirleyici olarak kabul etmiyor, büyüyen insanın bakım ve beslenme ihtiyacını bile dikkate almıyorlardı. Modern anlamdaki çocuk ve çocukluk terimlerine Ortaçağda rastlanmamaktadır. "Oğlan çocuk" bağımlı konumda herhangi bir yaştaki erkek demektir. Çocuk, bebeklik ile ergenlik arasındaki yaşam evresinden çok, yalnızca akraba -'döl"- olarak ifade ediliyordu. Çocuklar beş-yedi yaşına kadar, yani yetişkin dünyasına girinceye kadar bebek'tiler. Ayrı bir çocukluk dünyası mevcut değildi. Çocuklar görünüşte küçük yetişkinler gibi görülüyorlardı. Bu olgu, çocukları yetişkine özgü giysiler içinde, yetişkinin yüz ifadeleriyle ve bazen yetişkinin beden oranlarıyla betimleyen eski tablolarda canlı bir biçimde ortaya çıkmaktadır. Bundan başka, bugün çocuklara özgü saydığımız oyunlara ve etkinliklere bu tablolarda pek rastlanmamaktadır. Ortaçağda çocukluğun nasıl algılandığını anlamak için önemli bir anahtar, insanların içinde yaşadığı koşullar hakkında bilgi sahibi olmaktır. Doğum ve bebek ölümü oranları çok yüksek olduğundan altı yaşından küçükler ailenin üyesi kabul edilmemekteydi. Anne babalar çocuklarına derinden bağlanmaktan kaçınmaktaydı, çünkü onları sıklıkla kaybediyorlardı. Bebek ölümü oranlarının yüksek olması, sadece tıbbi bilgisizlik ve kötü sağlık uygulamalarından değil, bebeğin ihtiyaçlarını anlayamamaktan doğan ihmalden ve kaba muameleden kaynaklanıyordu. Ortaçağda sıradan bir insanın yaşam standardı çok düşüktü. Yiyecek ve barınak için rekabet çok büyüktü. Bebeklerin de içinde olduğu zayıflar ve çaresizler başarıyla rekabet edemiyorlardı. Biçimi bozuk ve gayrimeşru bebekler teşhir ediliyor ya da ölüme terkediliyordu. Her ne kadar Ortaçağda bebek öldürme uygulaması azalmışsa da, bunun onsekizinci yüzyıla kadar sürdüğü kabul edilmektedir. Parası olan aileler çocuklarını sütanne'ye gönderiyor ya da birlikte yaşayacakları bir sütanne kiralıyorlardı. Sütanne, bebeklerin yaşamının ilk iki yaşından beş yaşına kadar bakımını üstleniyor, onlara süt emziriyor, hatta bebekler için yiyecekleri çiğniyordu. Çocukların gerçek anneleriyle ilişkileri ya çok azdı ya da hiç yoktu. Bazı anneler zamanı geldiğinde çocuklarının sütanneden ayrılmak istememesini bir türlü anlayamıyorlardı. İlk yıl boyunca bebekleri kundaklamak bir Ortaçağ geleneği idi. Kundaklama bebeğin kollarını ve bacaklarını bedene sıkıca yapıştırarak bezle sarma işlemidir. Anne babalar, çocuklarının gözlerini tırmalayacağından ya da onları taşırken uygun olmayan biçimde tutmaları sonucu kol ve bacaklarına zarar vereceklerinden korkarlardı. Geçmişteki çocuk yetiştirme uygulamalarını ve çocukluk kavramlarını araştıran tarihçi De Mause'a göre kundaklamanın en önemli amacı yetişkinin rahatıydı. Kundaklanan bebekler sessiz ve edilgin oluyordu; daha fazla uyuyorlardı; kalp atışları yavaştır, daha az ağlarlar. Çocuk beş ile yedi yaşlar arasındaki bir zamanda yetişkin dünyasına bütün yönleriyle girerdi. Çocuklar, yetişkinlerle aynı oyunları, öyküleri, oyuncakları, şarkıları ve giyim tarzlarını paylaşırlardı. Aynı zamanda kumar oynama, içki içme, şaka yapma ve çalışma alanlarını da paylaşırlardı. Aile çok gevşek bir yapıdaydı ve aile yaşamı bugünkü gibi mahrem değildi. Bebekler ve çocuklar bazen cinsel açıdan kötüye kullanılır, cinsel eylemleri izlemelerine ve zaman zaman da bunlara katılmalarına izin verilirdi. Çocukların yetişkinler gibi düşüncelere ve güdülere yetenekli oldukları, fakat onlardan daha aptal oldukları kabul edilirdi. Buna uygun olarak yetişkinler çoğu zaman çocuklardan yararlanır ve onların kendilerine hizmet etmelerini beklerlerdi. Sadece çok az yetişkin bu uygulamalara karşı olduğunu söylerdi. De Mause , bugün "çocuk istismarı ve ihmali" olarak tanımladığımız davranışların geçmiş yüzyıllarda çok olağan olduğuna inanmaktadır. Yetişkinler küçük çocukların duygularını anlayıp paylaşmadıkları gibi, davranışlarının çocuğun gelişimini nasıl etkileyebileceğine ilişkin bir kavrama da sahip değillerdi. ÇOCUKLUK KAVRAMI ORTAYA ÇIKIYOR Bebeğe karşı duyarlılık 1500'lü yılların sonlarında gelişmeye başladı. Yetişkinler çocuğa artık kişiliksiz (non person) bir varlık olarak bakmıyorlardı ve 1600'e gelindiğinde çocukluğu yetişkinlikten farklı olarak görmeye başladılar. Aries, 1600'lü yıllardaki bir annenin küçük çocuğuna olan sevecen tutumunu aktarmaktadır:
O annenin gününden bugüne, çocukluk düşüncesi yaşamın en önemli ve biçimlendirici evresi olarak gelişim göstermektedir. 1600 ile 1800 yılları arasında çocukların eğitimine ilişkin tutumlarda bir devrim ortaya çıktı. Üniversiteler kuruldu; eğitimciler ve ahlakçılar, insanların masum doğduğu ve yaşlı kişilerin gençlerin masumluğunu koruma görevini üstlenmeleri, uygun yollar göstererek onlara rehberlik etmeleri gerektiği konusunda vaazlar verdiler. Çocukların eğitimine ve ahlakına ilgi arttıkça, sağlığa ve temizliğe olan ilgi de arttı. 1700'lerin sonlarında İngilizler batı toplumlarında kundaklamayı ve sütanneliği sona erdirme yönünde öncülük ettiler.1800'lerin sonlarında bilimsel tıbbın patlamasıyla çocuğun beden sağlığına ve bedensel işlevlerine duyulan ilgi arttı (Sears, 1975). BİR ÇOCUKLUK DÜNYASI YARATILIYOR Dört yüzyıl içinde ayrı bir çocukluk dünyası gelişme gösterdi. 1600'lerin başlarında çocukların giyim tarzları büyüklerinkinden farklı oldu. Ressamlar artık çocukları küçük yetişkinler olarak resmetmiyordu. Çocuklar kendi tarzlarındaki giysilerin yanısıra, kendilerine ait oyunlara, öykülere, şakalara, şarkılara ve müziğe, oyuncaklara ve eğlencelere sahip oldular. Yetişkin etkinliklerinden uzak tutuldular ve gerçekte "kendi yerlerini bilmeleri" istendi. Ama bunlar hali vakti yerinde ailelerin çocuklarıydı. Üst ve orta sınıf 1700'lere gelindiğinde ayrı ve biçimlendirici bir dönem olarak çocukluk kavramını kabul etti. Ama yoksullar arasında eski tutumlar kaldı ve çocuklar yetişkinlerin dünyasını paylaşmayı sürdürdüler. Yirminci yüzyıl, çocuğu gerçek dünyadan "korumayı" sürdürdü. Yasalar çocukların çalışmasını yasakladı. Çocuklar alkollü içki satın alamaz, X-sınıfı filmler seyredemez ya da pornogafik yayın satın alamazlar. İsteseler de istemeseler de on altı yaşına kadar okula gitmek zorundadırlar. Çocukların kendi televizyon programları, kitapları, okulları, dükkanları ve dükkanlarda özel bölümleri, hatta yiyecekleri vardır; bütün bunlar onların ihtiyaçlarına , ilgilerine ve yeteneklerine göre hazırlanmıştır. Öyle görünüyor ki, çocuklar "küçük yetişkin" konumlarını bıraktıklarında, çalışma hakkı gibi birçok haklarını da bıraktılar. Bugün çocukların ve ergenlerin dünyası yetişkinlerin dünyasıyla çok az çakışmaktadır. Birçok çocuğun sabah evden ayrılan anababasının ne yaptığı konusunda çok az bilgisi vardır. Çocuklar yetişkin dünyasına çoğu zaman katılmadıkları için, okuldan ve televizyondan dolaylı olarak öğrendikleri dışında, bu dünyayla ilgili çok az bilgiye sahiptirler. Çocukları koruma çabamızla onları yetişkin dünyasının pek çok önemli yönünden habersiz kılabiliyoruz. Bununla birlikte, gelişimlerinin çeşitli evrelerinde çocukların nasıl olduklarını, aynı zamanda gelişimlerinin nasıl ve niçin engellendiğini ya da arttığını anlamada uzun bir yol katettik. Çocukların ahlak eğitiminde anne babaların eğer gerekirse "çocuğun isteğini kırması" (Davis, 1976) anlayışını vurgulayan Victoria çağının çöküşünden bu yana çocuklarımız karşısında gitgide daha empatik olduk. Çocukların "duygusallaştırılması" (Kessen, 1976) olarak damgalanan bu eğilim yirminci yüzyılı bir "Çocuk Yüzyılı" (Boas, 1966) yapmıştır. Bu yüzyıl aynı zamanda, filozofların, eğitimcilerin ve psikologların çocukları inceleme ve onların gelişimleri hakkında varsayımlar ileri sürmedeki sayısız ilgilerine ve çabalarına da tanık oldu. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra çocuk araştırmalarında görülen patlama İkinci Dünya Savaşı'yla yavaşladı, ama savaştan sonra yeniden başladı ve o tarihten beri sürüp gitmektedir. 1960'lar normatif verilerin sorgulanmasını getirdi ve daha incelmiş deneysel ve istatistiksel yöntemler eşliğinde daha süreç yönelimli araştırma'lara doğru bir eğilim başlattı. 1970'ler gitgide daha incelmiş araştırma yöntemleri yanında doğal gözlem'e bir dönüş getirdi ve çocuğun doğal çevreler'inde deneyler yapmaya doğru bir eğilim başlattı. Son olarak, son yirmi yılda gelişim kavramımızda büyük bir değişim oldu. Eskiden "gelişimi'in doğum ile on sekiz-yirmi bir yaşlar arasında ortaya çıktığı düşünülüyordu. Şimdi gelişimciler yetişkinlikte ve yaşlılıkta süren değişimlerle daha fazla ilgilenmeye başladılar ve insan gelişimi konusunda bir yaşamboyu gelişim görüşü ortaya çıktı. Şimdi gelişim yaşamboyu süren bir süreç olarak görülmektedir. Gelecek yazılar: GENETİK MİRAS | ||||||||||||||||||||||
| geri dön | ||
| gebelik.org sitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı Dr. Kağan Kocatepe tarafından hazırlanmaktadır. SİTEYİ EN İYİ ŞEKİLDE GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN INTERNET EXPLORER KULLANINIZ I Site hakkında I uyarı I Site ekle I Soru Gönder I Copyright © 1999-2001 g e b e l i k . o r g -Tüm hakları saklıdır. |